Bir ‘Keskin Nişancı’ hikayesi..

Yakın zamanda bolca gösterime giren ‘Keskin Nişancı’ filmlerinden yukarıya aldığım sadece bunlardan ikisi. Ne zaman bir ülkeye askeri saldırı planlanıyorsa, önceden bu ve benzeri yapımlar gösterime sokuluyor, hedef psikolojik olmalı. Batı Dünyasının ‘Savaş Yanlısı’ endüstrisi sanki kendi askerlerini birer ‘Keskin Nişancı’ imiş gibi göstererek etkiliyorlar. Peki, gerçekten Batılı askerler filmlerdeki gibi mi?

Bugünkü hikayemiz daha önce sizlerle paylaştığımız ‘Karabiber’ Çiftliğinde başlıyor.  Çiftliğin son sahibi Hasan Tahsin Bey, 1940lı yılların ortalarında, ülkemiz savaşın getirdiği ‘karneli’ yaşam sıkıntıları içindeyken vefat edince üç oğlu ve bir kızının tüm sorumluluğu eşi Hayriye Karabiber’e kaldı.

En küçükleri olan Saim, yakınlarındaki Askeri Birliklerden mi etkilenmişti bilmiyoruz. O abilerinden farklı olarak Askeri okulda okuyordu ve artık tek bir hedefi vardı ‘Subay’ olmak.

Altta fotoğrafta gördüğünüz bina bizim bildiğimiz ‘Harbiye’ yani Kara Harb Okulu.

Bu binaya bir defa girdim. 1965 yılında Doğanspor Basketbol takımı olarak Harb okulu basketbol takımı ile bir gece maçı için gitmiştik. O zaman başımızda koç olarak Sevgili Kemal Erdenay vardı (Daha sonraları Milli Takımımızın kaptanlığını da yapacak) maçı o mu ayarlamıştı hatırlamıyorum. Bu kısa nottan sonra devam edelim. Saim sonunda istediği okula, Harbiye’ye girdi. Okulda çekilmiş bir fotoğrafını aşağıya alıyorum.

Okuldan sonra Sarıkamış’a gider genç Teğmen Saim.

1950li yılların başında Yunanistan’la birlikte ülkemiz Nato’ya katılır. NATO belli zamanlarda tatbikatlar düzenlemekte ve yarışmalar yapmaktadır. Türk Subaylarının da katılacağı bu organizasyon için bütün birliklerden en iyi atıcılar bir araya getirilir. Atışlar ABD’nin Kore Savaşı sonrasında bize ‘yardım’ olarak gönderdiği M1 Piyade tüfekleri ile yapılacaktır. Mesafe ve rüzgâr ayarlarının yapılabildiği bu tüfeklerle, atış alanında toplanan subayların arasında Üsteğmen Saim Karabiber’de vardır. Ülke birincisi olarak katılır NATO atışlarına. Sonuç şaşırtıcıdır. M1 kullanan tüm ‘Keskin Nişancılar’ gönülsüz de olsa bu genç subayı kazandığı birincilikten dolayı tebrik etmek zorunda kalırlar. Bu başarının ‘şans’ olduğunu düşünenler yanılacak ilerleyen yıllarda Saim Yüzbaşı bu birinciliği NATO içinde hiç kimseye kaptırmayacaktır.

Sessiz sedasız kendi dünyasında bir yaşam sürer Sevgili Saim Karabiber hiçbir röportajı veya övüncü yoktur, evindeki bir odayı dolduran ‘Atış Birinciliklerinden’ başka.

Hayal yerine, Batı Dünyasının ‘Gerçek’ bir ‘Keskin Nişancı’sını sizlere tanıtmak istedim. Bu yazıyı onun izni olmadan yazdım, sorsam biliyorum ki izin vermezdi.

Yazımızı onun bir fotoğrafı ile bitirelim.

Sağlıkla kalmanız dileklerimle,

(Bu yazının hazırlanmasında değerli fotoğrafları benimle paylaşan Sevgili Mesut Çinetçi ve Nurdan Köksal’a teşekkürü bir borç bilirim.)

M.  Meran  Pakel

Dalyan, 09.07.2023

305   ( 26 / 23 )

Leave a comment