Devrime adanmış ‘Bir İstasyon’

Yukarıda gördüğünüz fotoğraf bir Metro istasyonunun açılışında Rusya’da çekilmiş. Onları bu kadar meraklı bakışlara iten neden ne olabilir sorunuzun cevabı, güzellik ve ihtişam. Çeşitli süslemelerle bezenmiş sarayları, dışarıdan görmeye alışık olan Rus halkı, ilk defa kendisi için yaratılan ‘Muhteşem Yapıları’ gerçekten bizim için mi yapıldı düşüncesi ile izliyor.

Bugün sizleri Moskova’da ‘Özel’ bir Metro İstasyonuna götürmek istiyorum. Aşağıya fotoğrafını aldığım yer, günümüzde Kremlin Meydanına çıkan Metronun kapısı.

1934 yılında bu meydana bir Metro İstasyonu yapılması için ihaleye çıkılıyor.

Yukarıda fotoğrafta gördüğünüz, Mimar aynı zamanda ünlü bir ‘Şehir Planlamacısı’ olan Alexey Dushkin’in Projesi onaylanıyor ve yapımına başlanıyor.

Yerin otuz metre altında ‘Kırk Kemerle’ yaratılan mimari eserin adını aldığı ‘Devrim İstasyonuna’ yeterince, etki vermediğini düşünen yöneticiler heykeltraş Matvey Manizer’e başvurmaya karar verirler. Mimar Dushkin bu fikre şiddetle karşı çıksa da Manzier’in ‘Heykellerle Devrimi’ betimleyen eskizleri kabul edilir. Aşağıya fotoğrafını aldığım Heykeltraş Manizer, kırk kemerin iki yanına yerleştirmeği düşündüğü eserleri için sıradan insanları yani devrimi yaratan halkı model olarak seçer.

Tek bir model kullanmıştır, Deniz okulunda okuyan genç bir delikanlı elinde dürbünü ile ufka yani geleceğe bakmaktadır. Ünlü Marat gemisinin işaretçisi olarak tasarlanmıştır. Bu genç denizci ilerleyen yıllarda aynı Marat gemisinde görev yapacağını, daha sonra yükseleceğini ve ünlü bir Amiral olacağını bilmeden modellik yapmıştır.

Aşağıya aldığım heykelde ‘Kitap okurken’ görülen modern giyimli genç kız, geleceği, Devrim sonrasını anlatmaktadır. Heykeltraş onun gazetede çıkan fotoğrafını görmüş ve habersiz olarak eserinde kullanmıştır. İstasyon açıldıktan sonra kendisini gören genç kızın şaşkınlığını yazıyor kaynaklar.

İşte bu istasyonda, Mesleğim nedeniyle Ülkemde tanıdığım onca işçinin adaşı, yeraltının yorgun insanına, ‘Kömür Madencisi ’ne elinde ‘Martopikörüyle’ (kömür kırma tabancası) karşılaştım.

Revolution ( Devrim) istasyonunun kemerlerinde  başka neler var derseniz, askerlerden başlayarak, bilim insanlarına kadar uzanan bir dizi ile karşılaşacaksınız.

Heykeller İkinci Büyük Savaşta zarar görmesinler düşüncesi ile yerlerinden sökülmüş ve Orta Asya’ya taşınmış.

Peki, Halk bu heykelleri benimsedi mi diye sorarsanız, evet, o kadar çok ki, omlara dokunmadan geçmiyorlar. Ben de aşağıda gördüğünüz ‘Sınır Muhafızı ve Köpeği’ heykelinin burnunu okşamaktan kendimi alamadım.

İnanması zor ama bazı heykellerle hayatlarını birleştirmişler, örneğin, köpeğin başını okşayınca ‘dostlarla karşılaşacağına’ veya küçük kızın ‘ayağını okşayınca’ kendi çocuklarının sağlıklı olacağına’ inananlar varmış. Farklı nedenlerle dokunulan bu heykellerin orijinal boyaları çıkmış ve altındaki döküm pirinç alaşımın sarı rengi görülüyor.

Lise sıralarında hep söylenen bir ikilem vardı, ‘Sanat Sanat içindir’ karşıtı, ‘Sanat Halk İçindir’.  Belki de bu farklı görüşler kendi yollarında karşımıza çıkacak bir gün, kim bilir.?

Sağlıkla ve güzelliklerle kalmanız dileklerimle.

M.  Meran  Pakel

Moskova, 27.09.2023

317  (38/23)

Leave a comment