…kırpıp kırpıp yıldız yaparlar.

Gördüğünüz fotoğraflar, Avustralya’nın Doğusundaki Fiji adalarından biri olan Viti Levu adasının plajları, belki merak edersiniz adları, Wailoaloa ve

Natadola Plajı. Toplam yaşayanlar sayısı bir milyon bile olmayan bu adaların temel geliri turizm. İşte sizi bugünkü hikayemiz için önce bu adaya ve 2001 yılının Mart ayına götürmek istiyorum.

Mart ayının başlaması ile birlikte üst üste rezervasyon için başvurular başladı. Dünyanın farklı yerlerinden adını bile duymadıkları şirketler, ‘konaklamak için’ yer arıyorlardı. Tüm oteller bir anda dolmuş ama istekler dinmemişti. Nedenini ada yetkilileri ancak ilk misafirlerin gelmesiyle anladılar. Gelenlerin büyük bir kısmı gazeteciler, kameramanlar ve uzay meraklılarıydı. İçlerinde başka bir gurup vardı ki en çok ilgi onlara gösteriliyordu.  Farklı milletlerden, çoğunluğu erkek olan bir avuç insan, hepsinin yaşları atmışın üzerinde, ama aynı görevi başarmış ‘Kozmonotlardı’. Bu adada bir ‘Veda Partisi’ için toplanmışlardı.  Rusya Federasyonu artık görevini tamamlamış olan yorgun ‘Uzay Üssü MİR (Barış)’ı Pasifik Okyanusuna düşüreceğini açıklamış ancak gününün ileride açıklanacağını bildirmişti. Bu açıklama bile ortalığı ayağa kaldırmaya yetti.

O güne kadar uzaydan insan yapısı, ömrünü tamamlamış hiçbir uydu istenilen yere düşürülememiş, ABD’nin Uzay Laboratuvarı Skylab, kontrollü iniş olacağı söylenmesine karşın Avustralya’ya düşmüş, Sovyetler ’in Salyut(Selam)-7 Uzay istasyonu benzer şekilde  Arjantin kıyılarına düşmüş ve tazminat ödemek zorunda kalmışlardı. Kanada’ya bunlardan çok önce düşen uyduyu da eklersek bu panik gerçekten nedensiz değildi. Düşecek parça bunların hepsinden büyüktü, tam yüz otuz beş ton ağırlığında. İlk tepki Japonya’dan geldi, gününü ve saatini bilmek istiyorlardı, üstelik onlar için ‘Çalışmak’ kutsal sayılmasına karşın o gün bütün iş yerlerini tatil etmeyi ve herkesin evlerinde kalmasını planladılar. ABD sözcülerinin ‘kesinlikle indiremezler’ diye beyanları gazetelerde yayınlanmaya başlarken onlara Almanya katıldı. Bir Milletvekili, ‘Kontrollü inemeyeceğini ve Avrupa’yı felaketin beklediğini’ iddia eden bir konuşma ile endişeleri daha da arttırdı.  Rus yetkililer her ne kadar ‘Endişe edecek bir durum yok. Üstelik, sigorta edildi’ (Gerçekten milyon dolarlar seviyesinde bir sigorta yaptırılmıştı) tüm açıklamalar bu panik havasını geçiştiremedi.  Biz kendi Ülkemizde iç olaylarla günlük hayatımızı sürdürdüğümüz günlerde, Moskova tarihi açıkladı. ‘23 Mart Moskova saati ile 08 de ancak hava koşullarında olumsuzluk görülürse, 25 Mart 2001 günü. Onaylanmıştır.’

İnsanoğlu çok enteresan, bir kısmı korkarken, bazıları merak duyuyor. Özel uçak tutup bütün olayları yakından görmek isteyenler için, ilanlar yayınlandı ve bu turlara büyük bir talep oldu, Rusların ‘Bu çılgınlığa son verin’ sesleri duyulmadı bile.

Pasifik Okyanusuna düşmesi hesaplanan Mir en güzel Fiji adalarından gözlenebilecekti.

Bu işi Moskova Kontrol Merkezinde aşağıya fotoğraflarını aldığım, sadece iki defa uzaya çıkmış birisi olan Vladimir Alekseyevich Soloviyov yönetecekti. Başarabilecek mi, önce onu biraz tanıyalım.

13 Mart 1986 günü Kazakistan‘daki Baykonur Uzay üssünden bir roket ateşlendi.

 Planlanan tarihten çok öncesine alınmıştı bu uçuş, tamamen siyasi nedenlerle. ‘Parti Yöneticileri’ kuruluş gününde tüm Dünya’ya yeni bir Uzay Üssü açtıklarını duyurmak için gönderiyorlardı Soyuz (Birlik) T-15 i.  Sadece iki kozmonot vardı, bunlardan biri olan Vladimir‘in (alttaki fotoğrafta sağda) görevi daha önce neredeyse bir yılını geçirdiği Uzay Üssü Salyut-7 deki parçaları, yeni kurulacak olan MİR’e taşımak, montajını yaparak ve üssü çalışır hale getirmekti.  

MİR’i kuran adamın yıllar sonra onu yok edecek ekibin başında olması bir rastlantı değil, yıllarını bu istasyonun ekipmanlarında geçiren en deneyimli ‘bilge’ oluşundan başka bir şey olamazdı.

23 Mart sabahı saatler 08’i gösterdiğinde Moskova’da Kontrol odasından yönetilen, Mir’in gövdesine kenetlenmiş, insansız uzay aracına komut gönderildi. Aylardır karanlıkta ve yörüngesinde dolanan MİR’in ışıkları yandı, motorları çalışmaya başladı. Gövdesine kenetlenmiş uzay aracının kontrolünde yeni yörüngesine doğru yavaş yavaş alçalmaya başladı.

Moskova kontrol odasında geriye zor bir görev kalmıştı, atmosfere girmeden MİR’i yönlendiren uzay aracı ondan ayrıldı, artık tüm hareketleri ana bilgisayardan yönetiliyordu. Sonunda hızla atmosfere girdiğinde, Moskova’da saatler dokuzu gösteriyordu.

Önce ateş topuna döndü, sonrasında yüzlerce parçaya ayrılarak planlandığı gibi okyanusa gömüldü. O anları yaşayanlar, anlatıyor. ‘Muhteşemdi, binlerce yıldız gökyüzünden süzülerek iniyordu’  (Bu görüntü kayıtlarının bazılarını internet ortamında bulabilirsiniz.)

Hiçbir kimseye zarar vermeden suların derinliğinde MİR’in son parçaları kaybolurken, Moskova’daki kontrol odasında, bu büyük başarıya karşın derin bir sessizlik vardı. Üzgündüler. Herkes dönmüş sessizce Direktörleri Soloviyov’a bakıyorlardı. ‘İçimden ağlamak geliyordu’ diye anlatıyor o anları, kendi yarattığı MİR’i son yolculuğuna gönderirken.

Yıllar öncesinde, Nasreddin Hocamızın söylediği gibi eskiyen ayımızı kırpıp kırpıp yıldız yapmış yeryüzüne göndermiştik.

İnsanoğlunun artık ‘Kontrollü’ şekilde istediği yere Uzaydan gelebilecek nesneleri yönlendirebileceğinin ilk habercisi bu büyük olay, geçmişte tüm Dünyaya korku salan Halley kuyrukluyıldızının belki de bir çözümü olacak.

Bu hikayemizin kahramanı, Vladimir Alekseyevich Soloviyov’a ne oldu dersemiz, o bir ‘Ulusal Kahraman’ ama işinden hiç ayrılmadı şu anda da Uluslararası Uzay İstasyonunda Rus ekibin başında Direktör olarak görevine devam ediyor.

Onları tanıdıkça 1924 yılında, çağdaşların bile düşlemediği bir dünyayı ‘İstikbal Göklerdedir’ sözleri ile tanımlayan, büyük Atamızın açtığı ileri görüş aklıma geliyor.

Sevgiyle ve geleceğe umutla bakın.

M.  Meran  Pakel

Dalyan, 18.11.2023

320 (41/23)

(Yazımdaki görseller için ‘Space Fact’ kaynak oldu. Teşekkürler)

Leave a comment