1991 Yılı, bizim güzel Dünyamız için bir karabasana dönmüştü. Haziran ayında Yugoslavya karışmış, Ülkeyi parçalara ayıracak bir iç savaşa sürüklenmişti. Buruk bir Noel ve Yılbaşına hazırlanan insanlar bu sefer, 25 Aralık günü Gorbaçov’un ‘Son Konuşması’ ve arkasından istifası sonrasında, 27 Aralık günü Ülke karıştı. Yukarıya aldığım fotoğraf Moskova’da tanklar ve bariyerle sadece bunun bir anlık yansıması. On dört ayrı parçaya bölündüler ve her biri ‘kendi başının’ çaresine bakmak zorundaydı artık. Her yeni Ülke, kendi sınırları içinde kalan ‘eski Rusya’nın tüm fabrikalarına el koydu, ‘Milliyetçilik’ ‘Birliğin’ önüne geçmiş ve Ülke tam anlamı ile karmaşanın içine sürüklenmişti. Ekonomik sıkıntı birçok insanı derinden etkilemiş, ellerinde ne var ne yoksa Batı pazarlarında satmak için yollara düşürmüştü, kürk kalpaklar, orak çekiçli saatler, antikalar ve siyah havyarlar artık işporta pazarlarındaydı ( O acı günlerde ben Prag’daydım, bunları yaşadım)
Bu kısa girişten sonra başlığımıza dönersek, bütün bu gelişmeler olurken Sovyetlerin ‘Göz bebeği’ Uzay üssü (Barış) Mir’de neler oluyordu? Bunun için Gorbaçov’un konuşmasından yedi ay öncesine Mayıs ayına gitmemiz gerekiyor.

Yukarıya aldığım fotoğraf Kazakistan’daki Baykonur Üssünden Soyuz – TM 12 nin uzaya fırlatılış anı. İçinde mürettebat olarak üç kişi var. Gemi komutanı Anatoly Artsebarsky, uçuş mühendisi Sergei Krikalev ve İngiliz bayan astronot Helen Sharman. Sherman rahatsızlanınca, Anatoly ve Sergei üste yalnız çalışacaklardır bir sonraki ekibin gelişine kadar. Üste geçirilen üç buçuk ay sonunda onların yerine geçecek ekibi taşıyan Soyuz-TM 13. 5 Ekim günü Üsse kenetlenir. Komutanı deneyimli Aleksandr Volkov, yanında Kazak astronot Toktar Bekirov’u ve Avusturya’lı astronot Franz Viebeack’ i getirmiştir. Üste bir hafta birlikte geçirilen zaman sonrasında Uçuş mühendisi Sergei, Üssün yeni komutanı Volkov’a ‘geriye dönemeyeceğini’ söyler. Nedenini de açıklar, kendi yerine gelen Kazak astronot, Mir için yetersizdir. Her şeyden önce ‘Uçuş Mühendisliği’ eğitimi almamış, deneyimsizdir. MİR ona teslim edilemez. Komutan Anatoly idaresindeki Soyuz TM-12 Kazak Bekirov ve Avusturyalı Franz’la birlikte 10 Ekim’de Dünyaya dönerler. Bu sefer Uzay Üssünde Sergei ve Volkov yalnız çalışmak zorunda kalacaklardır. 26 Aralık günü tüm gelişmeleri uzaydan izlediler. (Sergei’nin doğduğu şehrin adı bir gecede Leningrad’dan Saint Petersburg’a dönüşmüştü yeniden.) Bu belirsizlik ortamındaki iki astronotun dışında şimdi size bir üçüncü kişiyi tanıtmam gerekiyor. Adı Margaret ama ona kısaca ‘Maggie’ diyorlar. Fotoğrafını aşağıya alıyorum.

Maggie Iaquinto kendisini İngiliz olarak tanıtıyor ama gerçekte bir Amerikalı. Sıradan birisi de değil, Tahsiline doğduğu New Haven, Connecticut’ta başlıyor, Boston’da BA ve Roosevelt Üniversitesinden MA dereceleri ile mezun oluyor. Öğretmenlik mesleğine başlıyor ama hobisi ‘Amatör Radyo Operatörlüğü Radyo yayınları ile MİR kanallarına ulaşabilen bu hanımın çok iyi Rusça bilmesi de bir rastlantı olabilir mi? Amerika’yı ve kocasını bırakıp Avustralya’ya Melbourne yerleşiyor. Rus kozmonotlarla onların ana dilleriyle konuşmak en büyük keyfi. Biyografisini yazan Prof. Dr. Teherese Keane onun en az on dokuz Rus kozmonotu ile temas kurduğunu yazıyor.
İşte sonunda Maggie, MİR’in uçuş mühendisi Sergei ile radyo bağlantısı kuruyor. Onun neler söylediğini, ne yapmak istediğini bizler bilmiyoruz ama Moskova Kontrol Merkezinde tüm kayıtların olduğu biliniyor. Bilgisayarla arası olmayan Maggie, nasıl olduysa Sergei’nin bilgisayarına bağlanıyor ve karşılıklı iletişime geçiyorlar ona Ülkenin durumunun ne kötü olduğu konusunda trajik belgeler gönderiyor. (1991 yılındaki olanaklarla, bu iki bilgisayarın nasıl birbirine bağlandığı henüz çözülmüş değil)
Bu arada Batı dünyası ‘Uzayda terk edilen astronot’ konulu onlarca yazıyı her gün yayınlıyor. Maggie sadece Sergei ile konuştuğu için onun Uzay üssünde yalnız olduğunu düşünmeleri doğal.
Bu masalın sonunda ne oldu derseniz, Komutan Volkov ve Uçuş Mühendisi Sergei MİR’i her türlü ‘dezenformasyona karşın’ terk etmediler, isteselerdi üsse kenetlenmiş Soyuz-13 ile Dünyaya dönebilirlerdi. Üssün yeni ekibi 1992 yılının Mart ayında geldi, Soyuz-13 motorlarını ateşledi ve 25 Mart’ta Dünya’ya Rusya Federasyonunun vatandaşı olarak indiler.

Yolunuz Moskova’ya düşerse ‘Uzay Müzesinde’ onlar için ayrılmış panolarda, hikayelerini okuyabilirsiniz. Her ikisi de ‘Ulusal Kahraman’ MİR’i en zor şartlarda terk etmedikleri için.
Sergei Krikalev ne oldu derseniz, birçok astronotun hocalığını yaptı, şimdilerde Uluslararası Uzay Üssünde bilgisini gençlerle paylaşan Rus gurupta yer alıyor.

Sağlıkla kalmanız dileklerimle,
M. Meran Pakel
Dalyan, 23.11.2023
