Neon ışıklarının büyüleyici etkisi ile ilk defa 1951 yılının bir kış akşamı Karaköy’de Galata Rıhtımında karşılaştım. Mudanya’dan kalkan vapurunuz dalgalarla uğraşarak sonunda rıhtıma bağlanmıştı. Yukarıya aldığım fotoğraf o günlerdeki Karaköy’ün gündüz görüntüsü. Bu görüntü gece olunca yerini, büyük binaların çatı katlarındaki dev reklamların, panoların, renkli ışıklarla yazılmış yazılarına bırakıyor doğallığını ve ben bir çocuk olarak (O zaman beş yaşına girmek üzereyim) ışıkların büyülü sanal dünyası ile tanışıyorum.

O günlerin panolarından bazılarının fotoğraflarını aşağıya alıyorum. Tam köşede Ziraat Bankasının Reklam Panosu ile başlamak istedim.

Denizyollarının çift çapalı sembolü Limanın tam sağındaki binanın üstünde yer almış.

Alta aldığım fotoğraf 1940 larda Beyoğlu’nda çekilmiş,

Fotoğraftan anladığımız kadarı ile Ülkemize daha ‘Neon Işıkları’ gelmemiş. Devir Tabelacıların son yılları. Savaş sonrası ‘sıkıntılar’ sona ermiş ve yeni bir partinin ‘Hükümet’ olması ile yoluna devam eden Ülkemiz otuz sene gecikmeyle pırıltılı ışıkların cazibesine kapılacak ve bakalım neler olacaktı.
Sabit ışıklar yerini hareketli ışıklara devretmiş, Ülkemizde öncülüğünü ‘kanatlarını açıp kapayan leylek’ ve taşıdığı bir bebekle ‘Yapı Kredi Bankası’ dev bir pano yapmıştı. (Bankanın uzun yıllar öncesinde kullanmaktan vaz geçtiği bu simgenin acı bir hikayesi vardır. Belki ileride sizlerle paylaşırım)
Gece hayatının en yoğun olduğu Beyoğlu artık Avrupa’daki benzerlerini aratmayacak şekilde ‘Neon Işıklarına’ bürünmüştür.


Atmışlı yıllara geldiğimizde, neredeyse Neon Işıksız bir tek tabela bile yoktu Bulvar caddesi olan üç büyük kentimizde.
Şimdi burada bir ara vererek sizleri, bir zamanlar Dünyanın en renkli yeri olan Las Vegas’a götürmek istiyorum.

Nevada çölünün yanından geçen demiryolunu inşa eden Union Pasifici şirkete ait yol kenarındaki arazileri açık arttırmayla 1905 yılında satışa çıkarır. Fotoğraf şehrin kuruluşundan hemen sonra çekilmiş.

Başlangıçta 22 nüfuslu bir ‘Madenci yeridir. Alta aldığım 1916 yılından şehrin kartpostalı. Çizim Paul Mc Ghee’ye ait.
Vegas’ın gelecekteki kaderi büyük buhran sonrası inşaatına başlanan Hoover Barajı ile belirlenecektir. Küçük bir madenci kasabası olarak, Barajda çalışacak işçilerin barınmalarını karşılamak için müracaat etseler de bu istek kabul edilmez. Madem onları barındıramıyor o zaman onları eğlendirecektir. Eğlence sektörü her zaman ‘Para’nın peşindedir. Barajda çalışan binlerce işçinin içki içtiği ve eğlendiği bir şehre hızla dönüşür Vegas.

Sonrasında ülkenin birçok eyaletinde yasaklanan kumarhaneler, şehri aşağıda gördüğünüz ‘Işıklı Cennet’e çevirdi.

Bizler sinemalarda bolca Las Vegas gecelerini gösteren ünlü müzisyenlerin rol aldığı filmleri, aynı ışıltılı heyecanla seyrederken, esrarlı neon ışıklarının gerçekte ne kadar kirli, karanlık bir dünyaya bizi çektiğinin farkında bile değildik.

Gerçekten ‘Neon Işıkları’nın esrarlı bir gücü var mıydı? Hatta bu satırların yazarı olarak, inanmasam da ‘Uğursuz’ muydu?

Size önce ‘Neon Işıklarını’ bulan bilim adamını tanıtmam gerekiyor. Üstte gördüğünüz Georges Claude, Fransız. Fotoğrafta gördüğünüz kibirli ve küçümser hali onun bu buluşunun neredeyse onuncu yılında çekilmiş. Buluşu ona çok paralar kazandırmış, patentlerini ABD ya bile satmış. Neon her ne kadar Asal dense de gerçekte ‘Asil’ bir gaz. Aldığımız her nefeste oksijen ve azotla beraber bütün canlılar soluyor. İşte bu asil gazla çok uğraşan bilim adamımız sonunda ‘Demokrasiye’ inanmıyor, ona göre ‘bazı sınıfların’ olması şart. İkinci Büyük Savaş sonrasında Ülkesini işgal eden Nazilerle İşbirliği suçlaması ile yargılanıyor ve ömür boyu hapis cezasına mahkum ediliyor, akademik unvanları alınıyor ve 1950 li yıllarda sağlık nedeniyle af edildikten sonra sağlıksız bir on yıl yaşaya biliyor.
Işıklı Cennet Las Vegas’a dönersek, filmlerde gördüğümüz o ışıltılı kumarhane oteller birer birer yıkıldı. Bunu ben söylemiyorum, iki Mimar’ın ( Nicole Huber ve Ralph Stern) 2009 yılında yayınlanan yazısından alıyorum. ‘1960’lı yılların simgesel tatil yerleri (Frontier, Dunes ve Stardust) ortadan kayboldu. 1955’te inşa edilen ve ırk ayrımının kaldırıldığı ilk kumarhane olarak kutlanan, uzun süredir ihmal edilen Moulen Rouge, Mayıs 2009’da yıkıldı. Las Vegas, Robert Venturi ve Denise Scott Brown tarafından kutsandı ve Rat Pack, Howard Hughes ve Elvis Presley tarafından mitleştirildi…(geçmişinde) yer alan ünlü kumarhanelerin çoğu yerle bir edildi, anıları ve geçmişleri neredeyse arazi değerleri hızla yükselirken buldozerle yerle bir edilen karavan parkları kadar kolay bir şekilde silindi’ diye yazıyorlar.
Las Vegas satılık emlak ilanları ile dolu ama yarı fiyatına bile alıcı yok. Çocuk olarak benim gibi Işıklara kapılan yüzlerce yetişkin bir umut uğruna nelerini verdiler yazılmadığı için bilmiyoruz.

Ülkeme gelince, İstanbul’un en ünlü eğlence yeri ‘Maksim’ tarih oldu, babanın oğluna silahla ateş açtığını küçük oğlunun iki sene önce çıkan kitabından öğreniyoruz.
Haydi yazıyı uzatmadan Ankara’dan bir örnek verelim. Aşağıya aldığım fotoğraf, Yenişehir’de bir efsane olan ‘Piknik’ Neon Işıklı tabelası. Bulvarda yürüyorsanız, onun göz alıcı renkli çekiciliği sizi davet ederdi.

Hiç kimse Piknik’ işletmesinin zor duruma düşeceğini düşünemezdi ama onun da başına geldi, işletmenin sahibi çaresiz yurt dışına gitmek zorunda kaldı.
Bu örnekler o kadar çok ki, burada duruyorum. Sorumun cevabına gelince hayır neon ‘Uğursuz’ değil, sadece çok çekici, bir anda çok para kazandırıyor. Ondan sonrası size kalmış, yoldan çıkabilmek an meselesi..
Sağlıklı ve güzelliklerle olmanız dileklerimle,
M. Meran Pakel
Dalyan, 28.11.2023
323 (44/23)
