Yukarıya aldığım fotoğraf Fransa’nın Atlantik Okyanusuna açılan kapısı, Nantes limanı, hikayemizin başlangıç yerinin 1800 lü yıllarını gösteriyor. Meyhanelerinde, gün boyu bolca şarabın içildiği, gerçekle hayalin birbirine karıştığı hikayelerin paylaşıldığı gemici mekanları. Sıcağa hasret bedenlerin, öğle sonrası güneşe karşı sırtlarını duvara dayayarak uyukladığı yerler. Burası Jules Verne’nin doğduğu, gün boyu hikayelerle büyüdüğü şehir. Doğaldır ki insanlar birbirini etkiler, hele bir çocuksa, macera, seyahat tutkusu burada mı başladı bilmiyoruz. Bazı yazılarda on beş yaşında evden kaçıp bir gemiye yazıldığı söylense de doğruluğu şüpheli. Babası hukuk okuması için Paris’e gönderiyor, okulunu da bitiriyor ama mesleği yerine yazar-çizerlerin arasına karışıyor.

Yirmi iki yaşındadır, yıl 1850 ve tiyatroda sekreterlikle geçimini sağlamağa çalışır. Tiyatro yazıları, gazeteye yazılar derken aşağıya fotoğrafını aldığım kişiyle tanışıyor.

Pierre-Jules Hetzel ondan on dört yaş daha büyük, Paris yazı dünyasında önemli bir yeri var, Hugo , Balzac gibi ünlülerle yakın arkadaş, bu yakınlıkta onun ‘Basımevi Sahibi’ olmasının ne kadar rolü vardır bilmiyorum. İki Jules’in ömür boyu sürecek arkadaşlıkları böyle başlıyor ve ‘Uçuk’ bir adamı tanımasıyla ‘Hayallerini’ yazmanın zamanının geldiğine karar veriyor.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Gaspard-Felix Tournachon yaşadığı dönemde Paris’in en ünlü fotoğrafçısı, kendi taktığı ‘Nadar’ takma adını kullanıyor.
Günümüzden neredeyse yüz elli sene önce çektiği fotoğraflar birer sanat eseri gibi kabul görüyor, neyse bu ayrıntıdan sonra devam edelim.

Balon üreticilerine ‘Dev’ bir balon yaptırıyor ve bununla arkadaşlarını gezilere çıkarıyor, ta ki kendisi ve karısı bir kaza geçirinceye kadar. Verne, Nadar’la bu dev balon öncesi tanışıyor, birbirlerini hayaller ile etkilemeleri doğal. Sonunda takvimler 1863 yılını gösterdiğinde, Verne’nin ‘Beş Hafta Balonla Seyahat’ gençlerin ilgisini çekecek şekilde ‘Olağanüstü Olaylar’ adı altında Hetzel tarafından basılıyor.
Usta basımcı Hetzel düz anlatımın gerekli etkiyi yaratamayacağını düşünerek üç illüstratörünü bolca resimlemesi için görevlendiriyor. (Neredeyse ilk yayınlanmasından, yüz sene sonra bir çocuk olarak yaz tatillerimde okurdum Jules Verne’nin kitaplarını. Harçlığım ancak haftada bir kitap almaya yetişir ancak kitabı üç günde okur bitirirdim. Şanslıydım, oturduğumuz semt olan Ankara Bahçelievler’de çocuklar için bir kütüphane vardı ve temiz cilalı raflarda, özel ciltli bütün Verne basımlarını üstelik birden fazla olarak bulabiliyordum. Siyah beyaz çizilmiş resimlere bakar, hayallere dalardım çoğu zaman)
Beş Hafta Balonla Seyahat sonrasında yayınlanan Aya Seyahat o gün için çok yüksek olan iki bin baskıya ulaşır. Avrupa’da yüz bin baskı yaptığı biliniyor.
Şimdi burada size bir başka kişiyi tanıtmak istiyorum. Fotoğrafta gördüğünüz kişinin adı Kostantin.

Babası ormancı, ailenin en küçük üyesi. Küçük yaşta ‘Kızıl’ hastalığına yakalanıyor, kurtuluyor ama ne yazık ki’ Duyma Yeteneğini’ kaybediyor. Okul çağına gelince doğal olarak hiçbir okul kabul etmiyor. Çaresiz kendi başının çaresine bakacaktır. Okumayı, aritmetiği öğrenir. Bu arada ailesi onu Moskova’da bir akrabalarının yanına gönderir, boş durmamak için kütüphaneye temizlikçi olarak girer. Tüm boş vakitlerinde, okur, okur. Ve bir gün raflardan birinden aldığı kitaba bakar, ‘Jules Verne Aya Seyahat’ Fransa’dan başlayan ‘Hayal Esini’ onu sarmıştır bir anda.
Aşağıda gördüğünüz fotoğraf onun yaşlılığı, ailenin ‘Orman evinin’ önünde çekilmiş.

Çocukluğunun geçtiği ormanların içinden hiç kopmamış gibi öylece poz vermiş. Sahi, Konstantin’in neden önemli olduğunu yazmadım. Yolunuz Moskova’ya düşerse, orada aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz ‘Uzaya Yükselenler’ anıtını görmek için biraz zaman ayırın.

Gökyüzüne yükselen roketi ve çıkardığı dumanları sembolize eden bu anıtın tam önünde bir başka anıt heykel vardır. Aşağıya alıyorum.

Sovyetler Birliğinde ‘Roket Biliminin’ kurucusu olarak kabul edilen kişi işte ‘Konstantin’dir. Ülkesi ona şükranlarını bu heykelle ‘Unutulmaz’ olarak belleklere yerleştirmiştir. Okula gitmeden kendisini yetiştiren ‘Konstantin Tsiolovsky’ hayallerinin peşinde koşan binlerce gençten sadece biridir.
Sağlıkla ve ‘Hayallerinizin’ peşinden koşmanız dileklerimle,
M. Meran Pakel
Dalyan, 03.12.2023
324 (45/23)
