Yukarda fotoğrafta gördüğünüz savaş gemisinin adı, HMS Malaya, adını bir zamanlar Birleşik Krallığın yani İngiltere’nin sömürgesi olan günümüz Malezya’sından almış. Çanakkale Deniz Savaşlarından edindikleri deneyimle daha kıvrak, hızlı ve 38 cm çapında mermiyi, yüksek hedeflere gönderecek şekilde tasarlanmış dört topuyla, 1916 yılında denize indiriliyor.

Kendini hemen Alman Donanmasına karşı Kuzey Denizinde savaşta buluyor. Bunu yarasız ve başarı ile atlattıktan sonra Ülkemizde, Büyük Atamızın ‘Geldikleri gibi giderler’ dediği İstanbul Boğazında, toplarını karaya çevirmiş olarak demirler.
Bu gemi bizim yakın tarihimize ‘Son Osmanlı Padişahı’ VI. Mehmet’i büyük büyük dedesi II. Mehmet’in topraklarımıza kattığı, İngiliz İşgalindeki İstanbul’dan götüren gemi olarak geçti.
16 Kasım günü son Padişah Dolmabahçe Sarayından, öğle yemeği için kızı Ulviye Sultanın Maçka’daki evine gitti. Yemekten sonra dönmedi, geceyi de orada geçirdi. Baba kız neler konuştular bilmiyoruz, bildiğimiz Ulviye’nin eşinin onu terk ettiği ve Anadolu’ya geçerek İşgalcilere karşı savaştığı.
17 Kasım Sabahı saatler 06 yı gösterdiğinde Mehmet Vahdettin’i ve beraberindekileri iki İngiliz Kızılhaç Ambulansı alır ve Tophane rıhtımına getirir. Hazır bekleyen motorla HMS Malaya’ya gider. (İnternette Dualarla uğurlandığı fotoğraflarının bir yanılgı olduğunu düşünüyorum Kasım ayında sabah o saatlerde güneş ve aydınlık olamayacağı nedeniyle) Bundan sonrası biraz karışık, saatte 45 mil (neredeyse seksen km ) hız yapan Malaya Savaş gemisi, topu topu 800 milden de kısa olan Malta yolculuğunu uzattıkça uzatır. Üç – dört günlük deniz yolculuğu 9 Aralık’ta tam yirmi iki gün sonunda sonlanır. Malaya ile ilgili bizi ilgilendirenler şimdilik bu kadar, 5 Ocak 1923 günü VI. Mehmed’in Malta’dan ‘bir savaş gemisiyle’ Port Said’e gittiğini biliyoruz ama geminin nedense ismi, belki siyasi nedenlerle, saklanıyor.

Yukarda fotoğrafta gördüğünüz ikinci gemimiz, lüks bir yolcu gemisi. 1908 yılında denize indirildiğinde adı SS Berlin daha sonra adı değişiyor ve ‘SS Arabic’ oluyor. (Adının başındaki SS lerin Nazilerle ilgisi yok, sadece Buharlı Gemi- Steam Ship olduğunu bildiriyor) Uzun yıllar Genova-New York arasında yolcu taşımış bu gemiyi size daha iyi tanıtmak için birkaç fotoğraf ekliyorum.




SS Arabic 1923 sonbaharında, Dolmabahçe önünde yolcularını bekliyordu. Lozan Antlaşması sonlanmış üstelik üzerinden bir ay değil, iki ay geçmesine karşın bu güzel şehirden bir türlü ayrılmak istemiyordu ‘İşgal Subayları ve aileleri’
Altta gördüğünüz fotoğraf onlara verilen ‘Veda yemeğinde’ çekilmiş.

Ülkesi için çarpışan insanlar onları ‘Medeni’ bir şekilde uğurluyor, hangi Millet bunu yapar..
Sonunda 2 Ekim 1923 günü SS Arabic son İşgalcilerle Limandan ayrılır.
Aşağıya aldığım ‘Özel’ aile fotoğrafında Ülkemizin saygın bazı sanatçılarını görüyorsunuz.

En öndeki genç çocuk Ülkemizin değerli sanatçısı Müşfik Kenter, arka sırada sol başta Nedim, değerli Sanatçımız Sevgili Yıldız Kenter, anneleri Nadide Hanım ve Güner.
1980 li yılların sonlarına doğru Bodrum’da küçücük bir ‘Halı-Kilim’ dükkânı çalıştırdığımız yıllarda tanıştım Güner Hanımla. Eşini kaybettikten sonra yerleşmişti Turgut Reis’e, her Bodrum’a inişinde bana uğrar, güzel konuşmaları ancak müşteri gelirse kesilirdi. Onun anılarından aktarıyorum.
‘Annem biliyorsun İngiliz’di, babamı sevdi, evlendiler İstanbul’a geldi. Çamlıca’da Köşkte kalıyorlar, İstanbul İşgal altında. Daha bizler yokuz. Annem anlatıyor, ‘O zamanlar sigara içiyorum, alıştığım sigara yok, daha doğrusu sarma sigaraya yabancıyım. Çamlıca’da atlı İngiliz devriyeler kol geziyor. Bir gün dayanamadım, çarşafıma sarındım, yola çıktım. İlk gördüğüm askere, ‘Hey soldier give me a cigerette’ (Asker bir sigara ver) kara çarşaflı bir kadın, Londra aksanıyla, asker az kalsın atından yuvarlanıyordu şaşkınlıktan..’
Savaş gemileriyle gelenlerin, Yolcu gemileriyle uğurlandığı güzel İstanbulun ‘Fetih’ günü yazmıştım bu yazıyı.
Savaşsız barışçıl bir Dünya için Sevgiyle kalmanız dileklerimle.
M. Meran Pakel
Antalya, 29.05.2024
349 (18/24)
