‘Yarın Defterlerinizi Toplayacağım..’

Ankara’da Deneme Lisesinin Ortaokul ikinci sınıfındayım. Aylardan Mayıs, okulun kapanmasına çok az bir zaman var ama ortalık karışık. Bu mevsimde başlardık sokaklarda kızlı erkekli oturup konuşmaya. Şimdi herkes evinde, gece sokaklarda atlı polisler dolaşıyor. Aileler arasında yapılan gece toplantıları ‘sokağa çıkma yasağı’ ile kesilmiş.  İstanbul’da basılan gazeteler Ankara’ya bir gün sonra geliyor. Gelen gazetelerin bir bölümü basılmamış gibi boş çıkıyor. Sansürün ne olduğunu okulda değil, yaşayarak o günlerde öğrendik.

Türkiye iki guruba ayrılmış, bir gurup ‘Vatan Cepheliler’ diğer gurup ‘onlardan olmayanlar’. Her akşam haberlerden sonra Vatan Cephesine geçenlerin adı Devletin Radyosunda bir saate yakın okunuyor. Okunanların cepheye geçtiklerinden haberi bile yok. Bizim sokakta oturan köy enstitüsü kökenli iki öğretmen kendi adlarını duyunca ortalığı ayağa kaldırmış hırslarından ne yapacaklarını bilememişlerdi. Ankara’da çıkan gazetelerden Zafer Demokrat Partinin gazetesiydi. Onlara göre ortalık güllük gülistanlıktı.  Halk Partisinin gazetesi Ulus ne yazsa sansüre uğruyordu, defalarca yayın yasağı getirildi. Gençler ayaktaydı. Her gün nümayişler, yürüyüşler. İşte tüm bu kargaşa içinde, Mecliste hükümet ‘Tahkikat Komisyonu’ kurulması kararı verdi, Meclisin tüm yetkilerinin üzerinde her türlü yaptırımları uygulamak üzere. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin Meclisine ilk darbe o gün vuruluyordu. Artık haberleri gazetelerden önce sokağımızın genç üniversitelilerinden alıyorduk, Profesörlerin dövülmesini, yaralanmaları, sonunda ateş açıldığını heyecanla dinliyorduk. İşte, size özet olarak anlatmaya çalıştığım o günlerde, Matematik dersine girdik. Öğretmenimiz aynı zamanda Müdür muavini Niyazi Bey ( Niyazi Elmacıoğlu ) oğlu Hilmi bizden bir üst sınıfta. Daha önce söylemiştim karne dönemi yakın.  Niyazi bey “Çocuklar, yarın defterlerinizi toplayacağım.  Karne notunuz defterleriniz ve imtihan notlarınızın ortalaması olacak” dediğinde başımdan aşağı sular döküldü. Benim matematiğim iyi ama hiç defter tutmamışım, yazmayı sevmiyorum. Belli ki hoca durumu zayıf olan arkadaşları kurtarmak için bir çözüm bulmuş. Ders bitti, ben düşünüyorum. Nasıl yapsam diye. Sınıfta en iyi defter tutanlar tabii ki kızlar. Arkadaşım Nurdan (Aksoy) beni kırmadı. Defterini verdi. Onunla aynı sokakta oturuyoruz. O, sokağın başında biz, hemen yanındayız, benim aynı zamanda ilkokul arkadaşım. Okuldan çıktım doğruca cadde üzerindeki Işık kitabevine gittim. Sahibi Güneri beyden defter aldım. Eve geldim. Yemek sonrası  masaya oturdum. Yepyeni defter önümde, özenle yazılmış Nurdan’ın defterine bakıyorum. Gözümde büyüyor. Üstelik benim akşam saat dokuz olduğu anda uykum gelir.  Bir sayfa bile yazamadım, kalemi bıraktım. ‘Ne olacaksa olsun’ dedim,  yattım.  

Gece duyduğum seslerle uyandım. Yanımda yatan ablamı uyandırdım. Pencereden dışarı baktık. Önümüzdeki Yedinci caddeden arka arkaya tanklar geçiyordu, paletlerin gıcırtısıydı, beni uyandıran. Arkadan babamın sesini duydum. “Korkmayın çocuklar” dedi “İhtilal oluyor.” Evde hiç ışık yakmamıştık. Sadece arkası kesilmeyen tankların geçişini izliyorduk. Saat gecenin dört buçuğuydu. Bahçelievler’in en sonundayız, bizden sonra bir sokak var, ötesi boş. Daha gerilerde Tank Taburu, Süvari birliği, Harb Okulu gibi askeri yerleşimler var sadece.  Altıya doğru hava aydınlandı. Radyo devamlı açık, altı buçukta birden gür bir ses duyuldu. “Türk Silahlı Kuvvetleri idareye el koymuştur. Nato’ya Sento’ya bağlıyız…” Bu konuşma ile birlikte bütün mahalle sokağa döküldü, sevinçten ağlayan komşularımızı gördüm, “yaşasın” diyen üniversiteli ablalarımızı, askerleri alkışlayan büyüklerimizi heyecanla seyrettim, inanılmaz bir coşku vardı.

Bütün yaşananlar sırasında aklım okulda, sorduğum ‘Bugün okula gidecek miyiz?’ sorusuna ablam “Ne okulu bugün okul mokul yok..” diye cevapladı. 

 27 Mayıs Devriminin ilk sabahı Bahçelievler’de böyle başladı, o zaman anladım ki, “Gün doğmadan neler doğar” Ata sözü boşuna söylenmemiş.

…….

(Yukarıya aldığım yazı neredeyse sekiz sene önce ‘Bahçelievler Deneme Lisesi’ Anıları Kitabında yayınlandı.)

Sağlıklı mutlu ve umutlu günler dileklerimle,

M. Meran Pakel

Dalyan, 27.05.2025

398  (17/25)

Leave a comment