Hayat Kurtaran ‘Çığlık’..

Bugünkü hikayemiz yukarıda fotoğraflarını gördüğünüz, günümüz Romanya sınırları içinde bulunan, Temeşvar şehrinde başlıyor. Şehir, defalarca farklı Ülkeler tarafından işgal edilmiş, bir ara yüz elli sene Osmanlının da idaresi altında kalmış, Avusturya Macaristan derken bugüne gelmiş.

İşte Johann Peter bu şehrin küçük bir köyünde 1904 yılında dünyaya geliyor. Baba tuğla fabrikasında işçi. O yıllar ‘Yeni Kıta’ Amerika’ya zengin olmak hayali ile, Avrupa’dan büyük bir göç var.  Baba Peter, eşi ve altı aylık oğlu ile aynı hayalin peşinde, aşağıda fotoğrafta gördüğünüz ‘SS Rotterdam’ yolcu gemisi ile yola koyulur.

Tahta ranzada çoğu uykusuz geçen yolculuk sonunda umduğunu bulabilecek midir Peter? Hayır, en sonunda Pensilvanya’da, geldiği yerdeki işinden daha zor, yeraltında kömür madeninde çalışmağa başlar. Yeraltının kötü şartları, uzun çalışma saatleri, Peter’in sağlığı bozulur, sonunda Johann ve yeni doğan kardeşi ile karısını bu dünyada yalnız bırakarak, ‘Hayal Peşimde’ sürüklenen binlercesi gibi sessizce aramızdan ayrılır. Anne Elizabeth iyi bir ahçıdır, kek ve pasta satarak iki oğlunun geçimini sağlar. Yıllar geçer. Johann adı Johnny olmuştur ancak dokuz yaşında, çocuk felcine yakalanır. Doktor ‘Yüzmeyi’ önerir. O günden sonra yüzmek onun temel uğraşı olur.

Baba Peter şanssızdı ama Johnny değil.  Bulundukları kasabada ‘Gençler Yüzme Spor Kulübünde’ bir yarışını elinde kronometre ile izleyen adam gözlerine inanamadı, genç yüzücü ‘Dünya Rekorunun’ da altında yüzüyordu, kimse onun hızının farkında değildi. İzleyen adam ABD Olimpiyat yüzme takımı koçu William Bachrach, himayesine alır Johnny’i. On sekiz yaşında inanılmazı başarır, o güne kadar kırılamayan 100 metre serbest Dünya Rekorunu kırar, bir dakikanın altına inmiştir artık rekor.

İki sene sonra ilk defa Uluslararası Podyuma çıkar, Paris Olimpiyatlarında.

Dört Altın Madalya alır katıldığı yarışlardan.

Dört sene sonra katıldığı Amsterdam Olimpiyatlarından de altın ve bronz madalyalarla dönecektir. Evet anlattığımız kişi yirmi sekiz Dünya Rekoru kıran ve serbest stilde 100 metrede on yedi sene Rekoru kırılamayan yüzücü, Johnny Weismüller’di.

Şimdi bir ara verip bizim çocukluk yıllarımıza, yani ellili yıllara gitmemiz gerekiyor. Bizler resimli çocuk romanları ile büyüdük, bir zaman sonra onları beyaz perdede heyecanla seyrettik.

Benim oturduğum semtte şanslıydık, üç tane açık hava sineması vardı. Aşağıya aldığım çizimimde Ankara Bahçelievler’deki açık hava sinemalarımızı görüyorsunuz.

Üstte caddenin iki yanında yer alan sinemalardan soldaki Mehtap Sinemasıydı. (Bu iki sinemanın ömrü fazla olmadı, İstanbul Küçükyalı’da 1959 yılındaki faciadan sonra benzer şekilde yangın çıkışı olmayan açık ve kapalı tüm sinemalar kapatıldı.) Altta gördüğünüz ‘Zevk’ açık hava sineması uzun yıllar, güzel anılarla yaşadı.

Bizler Tarzan ile resimli çizgi romanlarda, sonrasında Mehtap sinemasında tanıştık. Siyah beyaz filimler de bizi en çok heyecanlandıran, Tarzan’ın etkileyici çığlığıydı. Zorda kalınca bir çığlık atar, tüm ormanın hayvanları yardımına koşardı, ne zaman ‘Çığlık’ atacak diye beklerdik film boyunca.

Olimpiyat şampiyonu Johnny Weismüller, on iki Tarzan filmi çevirdi. Ancak bizim dönemimizde Tarzan rolünü oynayan Johnny değil, Lex Barker’di.

O kadar benimsemiştik ki Tarzan’ı, mahallede oyun olmuştu, ‘Tarzancılık’. (Bileğimi ağaçta Tarzan gibi sallanırken düşüp kırmıştım)

Bu kadar anlatımdan sonra, başlığımızdaki hikayemiz yukarıda gördüğünüz Otelde geçiyor.  Otel Nasyonel, Küba Başkenti Havana’da geçiyor. 1930 yılında açıldığında ilk ağırladığı ‘Ünlülerden’ birisi de Olimpiyat Şampiyonu Johnny Weismüller. (Yolunuz düşerse ünlülerim yer aldığı aşağıya aldığım fotoğrafta sağ üst köşede, onun anısına bir fotoğrafını salon girişinde görebilirsiniz.)

Johnny Weismüller otelin devamlı müşterisi, en büyük keyfi, yüzmek ve golf . 1956 senesi Aralık ayında yine Otelin golf sahasındadır.

O günü, ‘Koca sahada tek başımayım, tertemiz hava, açık gökyüzü. Birden her taraftan silahlı adamlar belirdi. Üzerime doğrultulmuş silahlarla etrafımı çevirdiler. Sert ve kararlı bakışları, ne söylediysem anlaşamıyoruz, ‘Amerikano’ diyerek namlularıyla beni işaret ediyorlar. Başka çare yoktu, ne dediysem, boş. Gömleğimi çıkardım, üstüm çıplak bir çığlık attım. Bir anda sert bakışlar gitti, silahlar indi, gülümseyen askerler ‘Tarzan’ diye bağırıyorlardı’ diyerek anlatır.

Johnny’i ‘Tarzan’ Küba Devriminde işte böyle kurtarmış.

Güzel günlerde buluşmak umuduyla,

M.  Meran  Pakel

Dalyan, 20.03.2026

440  (09/26)

Leave a comment