Genellikle Klasik Tarih bize insanoğlunun kendi hem cinsi ile yaptığı ‘birbirini yok etme’ eylemlerini anlatır. Ama bir savaş var ki, insanın yaradılışından başlayarak çağımıza kadar, kimi zaman ölümcül çoğu zaman ağır hastalık şeklinde süregelmiş. Evet, bu savaşın adı, ‘Sıtma ile Savaş’.

Osmanlının son yıllarında, Birinci Büyük Savaş sırasında bir milyona yakın askerimizin sıtma nedeniyle güçsüz ve savaşamayacak durumda olduğunu yazıyor araştırmacılar. (1)
Genç Cumhuriyetin ‘Sıtma ile Savaş’ çabaları belki de en az incelenen neredeyse unutulan bir emeği. Ülkemizde ‘Sıtma’ya bulaşmamış şehir sayısı neredeyse yok. O yıllarda, Başkent Ankara’da bile iki kişiden biri sıtma.

Yukarıda fotoğrafta gördüğünüz bina Ülkemizde ilk açılan ‘Sıtma Enstitüsü’ 1928 yılında Adana’da açılıyor.
Halka, o yok zamanda dışarıdan alınan ‘Kinin’ ücretsiz dağıtılıyor. Bataklıklar kurutuluyor.
Ülkemizin bu savaşı henüz bitmiş değil. 25 Nisan Dünya Sıtma günü olarak kabul edilmiş, 2019 yılında Sağlık Bakanlığımız yeni bir yönetmelik yayınladı bu mücadele için. Ama bir ülke var ki, ‘Sıtmaya’ karşı verdikleri savaşı kazanmış. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından ‘0’ vaka Sertifikasını geçtiğimiz yıllarda almış. Bu kolay alınabilen bir belge değil, en azından yıllarca süren bir ‘Denetime’ ve sağlık verilerine dayanıyor. Çin Halk Cumhuriyeti’nin bu başarısının hikayesini kısaca anlatmak istiyorum.
Yazımın başındaki fotoğraf Tu Youyou’ya ait. Tu, Çin’in Doğusunda Zhejiang-Ningbo kentinde dünyaya geliyor. 1950li yılların başında Pekin Üniversitesine giriyor, mezun olduktan sonra iki buçuk yıl ayrıca Çin Tıbbı üzerine okuyor.
Üniversitede seçtiği bölüm ‘İlaçlar’ üzerineydi ama Tu, Geleneksel Çin Tıbbı Akademisinde çalışmaya başladı. O yıllarda Çin kapalı bir toplum ve Batı dünyası gibi Akademik kariyerler yok. Mao’nun Kültür Devrimi ve onu takip eden Ekonomik Reformun Tu üzerinde etkisi oldu mu bilmiyoruz ama Tu’nun başarıları ardı ardına gelemeye başladı. Ülkesinin en seçkin ‘100’ bilim insanından biriydi Tu artık. Onun hedefi ödüller değildi, Pekin’deki mütevazi çalışma yerinde kafasına koyduğu bir ilacı geliştirmeye uğraşıyordu. Ülkesini kasıp kavuran ve bitmeyen ‘Sıtma’ parazitine karşı bir ilaçtı hedefi. Yıllarını verdiği ilacını 2010lu yılların başında bilim dünyasına sunduğunda tam seksen yaşını doldurmuştu Sevgili Tu.
Dişi sivrisineğin neden olduğu bu hastalığın ilacının adına da ‘Artemisinin’ adı verildi. Buna Tu mu yoksa bir bilimsel toplantıda mı karar verildi bilmiyoruz. Ama ‘Doğa Tanrıçası’ sonunda bize yardıma gelmişti Tu olarak.

İlacı hem Çin’de hem Afrika’da kullanılmaya başlandı sonuçlar şaşırtıcıydı. Tu bu başarısına bir ikinci ilacı da ekleyerek devam ediyordu çalışmaya. Sıtmayı bitiren bu önemli buluşa Batı Dünyası sessiz kalmadı, onu Nobel’e aday gösterdiler. Hayatı boyunca Ülkesinin dışına ayak basmamış olan Tu 2015 yılında ‘Tıp ve Fizyoloji’ dalında ödül alan üç kişiden biri oldu. Bu aynı zamanda ülkesine Uluslararası Ödül alan ilk ‘Bayan’ ünvanını getiriyordu Tu’ya.

Bir Milyar üç yüz milyonu geçkin nüfusa sahip ve temel besini ‘Pirinç’ olan bir ülkede ‘Sıtma’nın olmaması şaşırtıcı olduğu kadar Bilimin neleri çözebileceğinin günümüzdeki örneği.
Şimdi Tu ne yapıyor derseniz ödüller onun ilgi alanı değil, Pekin’de küçük laboratuvarında, 93 yaşında ama çalışmaya devam ediyor.
Sağlıkla ve bilimin kollarında güvenle kalmanız dileklerimle.
- (1) Ülkemiz Sıtma Savaşı ile ilgilenenler için, bkz. ‘Türkiye’de Sıtma Mücadelesi (1924-1950) Fatih TUĞLUOĞLU
M. Meran Pakel
Dalyan, 15.07.2023
306 ( 27/23 )
