Kelebekler ‘Masum’ değil..

Bugün yine boyumuzdan büyük işlere karışıp ‘üç kuruşluk’ bilgimizle bir hastalık ve sonunda ‘İstiklal Mahkemesinde’ biten bir davanın hikayesini sizlere anlatmak istiyorum.

Yaz tatillerinde gittiğimiz dedemin İstanbul, Erenköy’deki bağ evinin (köşk dense de gerçekte bir bağ eviydi) geniş bahçesinde her zaman bir veya iki koyun olurdu. Koyunlardan birinin bir gün kısık sesle zorlukla ses çıkardığını gördüğümde, dedem ‘Vah, vah ‘Kelebek’ olmuş’ dedi. Böyle öğrendim bu hastalığı. Genellikle evcil hayvanlarda görülen bu hastalığın nedenini, yenilen otların arasına karışan ‘Kelebek Larvalarının’ neden olduğunu söylüyor veterinerler. Doğrudan karaciğere yerleşen parazitler, nadiren ölümcül olsa da sağlığını etkiliyor, zayıflama, süt kaybı en başta görülen etkisi.

Yukarıya aldığım fotoğraflar, ‘İnsanlarda görülen ‘Kelebek Hastalığı’ ikisinin birbiriyle ilintisi var mı o bizim konumuzun boyutunu aşıyor.

Hayvanlar için kullanılan ilaç, ‘Distol’.  Ülkemiz henüz ‘DDT’ ve ‘Gripin’ gibi ilaçlarla tanışmadan çok önce ‘Distol’le tanışıyor. Bunun için sizleri günümüzden yüz sene öncesine götürmem gerekiyor.

Yukarıya aldığım görüntü, 1920li yıllarda İstanbul’da yayınlanan bir gazeteden akınmış. Bir Macar ilaç firmasının ürettiği ilk ‘Distol’ tanıtımı. Genç Cumhuriyet henüz iki yaşında, Anadolu ilk defa ilaç satıcıları ile karşılaşıyor. Temiz giyimli bazısı subaylıktan ayrılma, şehir kasaba dolaşıp ‘Distol’ ilacının tanıtımını yapıyorlar. Orta Anadolu ve Güney Doğu ağırlıklı gezdikleri yerler. Sonrasında ne olduğunu çok duyulan bir anı ile anlatalım.

Büyük Önder, Ankara Palas’ta köşede oturmaktadır. İçeriye bir zabit girer, doğrudan ona gelir, bir telgraf uzatır. ‘Piran’da isyan çıktı’ Atatürk, Başbakan Fethi Beyi gösterir ‘Ona götür’ Fethi Bey, okur, geri verir, arkadaşları ile konuşmaya devam eder. Zabite işaret eder, ‘İsmet Paşaya götür’ İsmet Paşa okur, briç oynamaktadırlar, ayağa kalkar, ‘Oyun bitmiştir’ der ve doğrudan Atatürk’ün yanına gelir. Atatürk’ün ‘Ne diyorsun’ sözüne, ‘Bu durum çok ciddi’ cevabını verir. İşte Şeyh Sait İsyanı böyle başlamıştır. İsyan sonrasında iki İstiklal Mahkemesi kurulur. Biri Diyarbakır’da diğeri Ankara’da. Bu arada ne olduysa ‘Distol Satıcılarının’ bazıları ortadan kaybolmuştur.

Ankara İstiklal Mahkemesinde bu dava ‘Distolculer Davası’ olarak görülür. İlaç bahanedir. Mali kaynağı ve tüm organizasyon İngiliz Gizli Servisi tarafından sağlanmış olan ‘Gizli Teşkilatı’n adının ‘Tarikat-ı Salâhiyye Cemiyeti’ olduğundan başka bir bilgi yok. Tam bir gizlilik içinde ne bir yazışma ne de belge kullanılmadan sadece sözle anlaşan bu teşkilatın hikayesi burada sonlanıyor. Bu isyanın bize ‘Musul ve Kerkük’ Petrollerini kaybetmemizde önemli bir olay olduğunu yazar tarihçiler. Petrol kaynağı bizim sınırlarımızın dışında kaldı.

Unutmadan ekleyeyim, günümüze dönersek, PKK nın elinden kurtarılan ‘Gabor’ Dağında delinen Petrol kuyusu birinci yılında günlük otuz bin varil gibi bir seviyeye ulaştı, ne dersiniz sınırlarımızın dışında kalsa da yoksa biz aynı ‘Petrol Yatağına’ mı girdik, zaman gösterecek.

Sağlıklı ve güzel günler dileklerimle,

M.  Meran  Pakel

Dalyan, 17.12.2023

329  (50/23)

1 Comment

  1. İnsanlardaki kelebek görünümlü yüz lekeleri,SLE isimli bir bağ dokusu hastalığında (Sistemik Lupus Eritomatozus ) görülmektedir.Kelebek larvasıyla hiçbir ilişkisi yoktur.

    Like

Leave a reply to RAGIP Kayar Cancel reply