Bir ‘Aşı’ Hikayesi..

Bu günkü hikayemiz Rusya’da St Petersburg şehrinde başlıyor.  Katerin Kanalının üzerindeki Peveşski Köprüsünden geçen siyah arabanın içinde Çar II. Aleksandr vardır, her Pazar günü yaptığı gibi, Süvari Birliğini denetlemek üzere ‘Menej’e gitmektedir. Arabayı atlı dört Kazak askeri korumakta, arkasından gelen iki kızakta ise Polis Şefi ve adamları vardır. 1881 yılının Mart ayının on üçüncü günü, atlı araba dar sokağa girdi. Sokak o kadar dardı ki, yaya kaldırımı olarak sadece bir kişi yürüyebiliyordu. Görünüşte olağan dışı bir şey yoktu. Pazar sabahı hızlı adımlarla evine gitmeğe çalışan tek tük insandan birisi gibiydi Nikola, koltuğunun altına sarılı, görünüşte ‘Ekmek Paketi’ni, tam araba yaklaşırken atların altına fırlattı. Patlama o kadar şiddetliydi ki, kendisini de geriye duvar çitlerine kadar fırlattı. Bir Kazak askeri orada ölürken, III. Napolyon’un hediye ettiği ‘kurşun geçirmez’ arabaya hiçbir şey olmadı, Çar arabadan dışarı çıktı.

Onun, ‘Tanrıya şükür yaşıyorum, iyiyim’ sözlerine, duman içinde koşuşan insanların arasından birisi, ‘Şükretmek için henüz çok erken’ diye bağırır ve ikinci bombayı fırlatır.

(Bu olayın olduğu yere daha sonra bir kilise yapıldı. Yolunuz St Petersburg’a düşerse, Hermitage Müzesinin hemen arkasında kanala doğru en üstteki fotoğrafta gördüğünüz ‘Kanlı Kilise’ adı verilen yapıyı görebilirsiniz)

Çar II. Aleksander’in ölümü ile sonuçlanan Narodnaya Volya ‘Halkın İradesi’ (çoğunluğu Üniversite öğrencisi olan) gurubun suikastı sonrası, artık Rusya’da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, öğrenciler, azınlıklar ve sosyal guruplar üzerinde baskı daha çok artacaktır.

Fotoğrafta gördüğünüz, o yıllarda Odessa’da yaşayan Musevi ailenin oğlu, Vladimir Aronovich (Markus-Volf) Khavkin. Olay yaşandığında Odesa Üniversitesinde, yirmi beş yaşında ‘Doktorasını’ iki sene önce tamamlamış, en genç ‘Öğretim Görevlisiydi.’ Odesa’da Musevi evlerine yönelik saldırılar sırasında, bir evi korumak isterken ‘Polis’ tarafınndan yakalanmış, onu Üniversitedeki hocası İlya kurtarmıştı.(Bu minnet ömür boyu sürecek dostluğa dönüşecekti) Sonuçta ‘Fiş’lenmişti ve ‘Potansiyel Anarşist’ kategorisindeydi. Ancak yedi sene sonra yurt dışına çıkmasına izin verildi, İsviçre’ye Cenevre Üniversitesine Fizyoloji yardımcı Profösörü olarak kabul edildi. Bir sene sonra hocası İlya Mechnikov’un çalışmakta olduğu Paris’deki Pastör Enstitüsüne geçti. Khavkin’ ‘Tıp’ eğitimi almamıştı, ‘Kütüphaneci’ kadrosundan işe alındı.

1800 lü yıllar, başından sonuna kadar ‘Kolera’ salgınının Dünya’yı etkilediği seneler. Bilim çevrelerinin tek konuştuğu konu, ‘Salgın ve korunma’ Doğal olarak Khavkin’de bu konuyu düşünüyor olmalı ki, Enstitüde kendi başına ‘Bakterilerle’ uğraşmağa başlar.

Yıl 1890 Kolera Asya’da ve Avrupa’da  önlenemez salgın olmağa devam ediyor. (Yedi sene önce Robert Koch kolera’ya neden olan vibro kolera bakterisini bulmuş, ama ne kadar acıdır ki, Bilim Adamları bunun tek başına Kolera’ya neden olamayacağı iddiası ile kabul etmemişlerdi)

Khavkin, Kolera’nın aşısını bulmak için tam üç sene uğraşır. Zayıflatılmış ‘Kolera Bakterisi’nden ürettiği aşı gerçekten koruyucu olabilecek midir? Yoksa ‘zayıf da olsa bu bakteri ölümcül olmağa devam edecek midir?  Hayatını riske eder, 18 Temmuz 1892 günü, kendinde aşıyı dener. 30 Temmuz günü bütün safhalarını ayrıntılı anlatan bir ‘Raporu’ Bilim çevrelerine sunar. Hayır, tahmin ettiğiniz gibi olmaz, basın ilgi gösterse de Bilim Çevreleri red ederler. (HocasıMechnikov ve Pastör’de kabul etmeyenlerdendir.)

(Khavkinin bir ‘Tıp Eğitimi’ almamış olmasına karşın yaptığı çalışma, tutucu Batı Bilim adamlarının kabullenemedikleri gerçek nedeniyle daha binlerce insan hayatını kaybedecektir)

Avrupa’nın sırt çevirmesi üzerine salgının en yoğun yaşandığı Hindistan’da aşısını denemeğe karar verir. Hindistan İngiliz sömürgesidir, Önce İngiliz vatandaşlığına geçer, sonrasında Paris’deki İngiliz Elçisinin yardımı ile, orada denenmek üzere izin çıkartır. 1896 yılında Hindistan’a, Byculla’ya gider, laboratuarını kurar ve aşı üretimine başlar. Basit olarak anlattığımız bu işler tam dört yıl sürmüş, aşı bulunmasına karşın binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Alta aldığım fotoğraf Kalküta’da aşılama esnasında çekilmiş.

Laboratuar ‘Aşı Üretimine’ devam ederken Ekim 1896 yılında Bombay’da ‘Veba’ vakaları görülmeğe başladı. Hükümet tekrar onun kapısını çaldı, bu sefer ‘Veba’ için aşı geliştirecekti. Kendine üç yardımcı aldı çalışmalara başlamak için ancak hepsi işe başlamadan kaçtı, kimse ‘Veba’ya yaklaşmak istemiyordu, çaresiz tek başına çalışmak zorundaydı. Ocak 1897 de ‘Bombay Vebasının’ aşısını hazırlamıştı. Ne yaptı derseniz, tekrar hayatını ortaya koydu. Ölümcül Veba bakterilerinin zayıflatılmış dozunu kendine enjekte etti. Çekirge bir defa daha sıçramıştı..

Hindistan’da uygulanan aşının sonuçları şaşırtıcıdır. Milyonlarca insan hayatta kalmıştır. Hatta Batı’da fanatik bir Yahudi gazeteci, ‘Bizler burada ölürken bir Yahudi Hindularla, Müslümanların hayatını kurtarıyor’ diye başlık atacaktır. Oysa Bilimin ne Milliyeti ne de Dini vardı. Bu arada hakkını yemeyelim Batılı bir Bilim adamı da Khavkine ‘İnsanlığı kurtaran adam’ adını veriyordu. Tüm çalışmalarını ‘Rapor’ halinde yayınladı

1915 yılına kadar aralıksız on dokuz sene kaldı Hindistan’da, sıtnaya yakalanıncaya kadar. Paris’e döndü. 1930 yılında aramızdan ayrıldığında geride, günümüzde işlevliğini sürdüren ‘Khavkin Araştırma Enstitüsünü’  bıraktı Hindistan’a. Ülke onu unutmadı, anmağa devam ediyorlar. Aşağıda fotoğrafını gördüğünüz 1960 lı yıllarda kullanılan pul onun anısına çıkarıldı.

Doğdığu Ülkeyi de unutmadı Khavkin, Kolera’nın Rusya’ya sıçradığı yıllarda, Rusya’dan gelen iki arkadaşına ‘üretmeleri için yeterli aşıyı’ sağladı.

Sağlıklı ve güzel günlerde buluşmak umuduyla..

M.  Meran  Pakel

Dalyan, 13.02.2025

386   (05/25)

Leave a comment