‘Rus Ordusu’ Neden İstanbul’a girmedi ?..

Bizim ‘öğrenim yıllarımızda’ dersler, o zamanki deyimle ‘Can Kulağı’ ile yani ‘dikkatle’ dinlenir, durmadan not alırdık. Anlatılanların ‘Doğru’ olduğunu koşulsuz kabul eder, bırakın sorgulamayı, soru sormağa bile cesaretimiz olmazdı. Araştırma gerektiren konularda ‘Ödev’ verildiğinde, bizi bir çaresizlik sarar, ‘Nasıl ve nereden’ cevabını bulacağımızı bilmeden, tüm tanıdıklarımızdan yardım isterdik. Çaresizdik, kaynak olabilecek bir ansiklopedimiz bile yoktu. Diğer yerleşim yerlerinde oturanlarla karşılaştırıldığında biraz şanslıydık, yaşadığımız Ankara’nın Bahçelievler Semtinde hemen her sokakta bir öğretmenin evi, dolayısı ile komşumuz vardı. Sokak komşumuz olan Atatürk Lisesi’nin Müdür Muavini aynı zamanda Edebiyat Öğretmeni, Sevgili Şeref Tarlan’a ne zaman başım sıkıştığında gitsem, ‘Al bu kitabı oku’ der bana kırmızı ciltli bir kitabı her seferinde verirdi. Anlardım ki onun da başka kaynak kitabı yoktu.

Osmanlı Tarihinde ‘93’ Harbi olarak adlandırılan, 1877-78 yılları arasında Rus İmparatorluğu ile yapılan savaş sonunda Yeşilköy’de anlaşma imzalanır. Tüm şartları kabul eder Osmanlı.  Peki, ‘Neden Rus Ordusu, karşısında direnecek bir güç yokken, İstanbul’a girmedi, hani hep Boğazları istiyorlardı?’  Uzun uzadıya anlattığım ‘eğitim yöntemimizde’ hiçbirimiz bu soruyu soramadık. İlerleyen yıllarda, zaman zaman bu soru hep aklımın bir tarafında cevapsız bekledi, durdu.

Önce sizlere bir kitabı tanıtmak istiyorum.

Aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kitabın ilk baskısı Şubat 2017 yılında yapılmış, ben ancak o yaz ikinci baskısını alabildim.

Kitap üç yüz elli sayfa, fotoğraflar ve ona eşlik eden kısa anlatımlardan oluşuyor. Aradığım soruya cevap, alta aldığım fotoğrafa açıklama olarak yazılan metinde gizliydi.

‘Kolera yüzünden kurtulan Osmanlı’.. Ercan Kesal, fotoğrafa yazdığı yazısında 1910 lu yıllarda İstanbul’a ilerleyen Bulgar ordusunun yollarda ‘Kolera’dan ölmüş asker ve insanları gördükten sonra Çatalca’dan öteye geçmediğini anlatıyordu. Evet, Payitaht Osmanlı ‘şehri saran salgınlar’ nedeni ile 93 harbinde olduğu gibi, bir defa daha kurtuluyordu.

1878 yılında Yeşilköy’de Rus Ordularını durduran da ‘Kolera’ydı. Kız Kulesi ‘karantina’ merkezi olarak görev yapıyor, gelen gemiler burada bekletiliyordu.  Olayı bilen Ruslar, Salgının askerlerle Ülkelerine taşınmaması için   geriye döndüler, ölülerinin gömülmesini bile beklemeden, ancak Andlaşmaya eklenen Madde ile, ölen askerler için bir anıt yapılması ve buraya gömülmeleri kabul edilmişti. İşte başlıkta gördüğünüz fotoğraf o anıta ait.

Aziz Stefan adını taşıyan anıtın yapımı iki sene sürdü, süslemeleri için Başkent Petersburg’dan sanatçılar geldi. Sonunda gördüğünüz eser ortaya çıktı. İç düzenlemesini gösteren fotoğrafı yazımıza ekliyorum.

Bu anıta ne oldu derseniz, Anıt 14 Kasım 1914 günü aşağıya aldığım fotoğraflarda gördüğünüz gibi ‘yerle bir’ edildi.

Yıkım filme alındı. Filmi çeken Fuat Özkınay, Türk Sinema tarihine ‘İlk Türk Filmi’ni kaydeden olarak yazıldı.

O gün Rus Ordusunu yenemeyenler, ezikliğini ve hıncını ‘Anıt’tan çıkardılar. (Gönül isterdi ki, ‘bilim ve teknolojisiz’ Payitahtın, ‘başka Ülkelerin’ koca İmparatorluğu, çaresiz bıraktıklarının bir ‘İbret’ anıtı olarak günümüze kadar kalsaydı.)

Araştıran, sorgulayan bir Ülke olmamız dileklerimle, Sevgiyle kalın..

M.  Meran  Pakel

Dalyan, 02.02.2025

385  (04/25)

Leave a comment