Gördüğünüz fotoğraf, sosyal paylaşımda ‘Historical İmages’ gurubunda yayınlandı. Sayın Nuray Bilgili kısa bir de not paylaşmış, ‘Osmanlı da sokak müzisyeni’ olarak. Sayın Bilgili ayırdına varmamış olabilir ama fotoğraf ‘Karacaoğlan’a ait. (1900 yılları, İstanbul, Antep, Adana’da Ermeni ve azınlık fotoğrafçılarının hızla yayıldığı yıllarda çekilmiş olmalı) Yamasız, temiz giyimi, Anadolu’da halk yoksul ayakkabısız gezerken, ayağında Yemeni kunduraları ile yoksul sınıftan olmadığı anlaşılıyor, Karacaoğlan’ın. O sokak müzisyeni değil bir ‘ozan’ hem çalıyor, doğaçlama söylüyor. Doğuda, Asya’dan başlayarak Batıya Balkanlara kadar yayılan kendi deyişleri ile bir ‘çığrış’. Halkın söylemekten çekindiği sözleri, onlar çekinmeden çığırabiliyor ve ağaları, beyleri yerebiliyorlardı. Karacaoğlan’a gelince evet, bu bir ‘Karacaoğlan fotoğrafı’ ama hangi Karacaoğlan?. Lise de okuduğumuz yıllarda, bize bir tane Karacaoğlan olduğu, Adana yöresinde oturduğu, ağa Kozanoğlu ile ters düşünce sazını alıp Maraş’a gittiğini öğrenmiştik. O günden bugüne bilgiler değişti, onlarca Karacaoğlan varmış, Taşkent’te, Azerbaycan’da, Balkanlar da ve onlarcası da Anadolu’da. Kısaca, yanık, esmer, tüm Ozanlara halk, aynı sanı vermiş. Başta İstanbul olmak üzere, doğru dürüst yolu olmayan, çamura karşı, Arnavut kaldırımı dediğimiz, iri taşlarla kaplı yolu olan, içe kapanık Müslüman toplumda Ozanlar ancak, hanlarda ve insanların toplandığı çayevlerinde görülebiliyordu. Panayırları saymazsak, Ozan gelişi güzel çalmaz, mekanda sessizce oturup beklerdi, belki kederli bir durum var bilinmez, ta ki kahveci veya halktan biri, ‘Ozan çal da hava dağılsın’ dediği zaman başlardı sazına ayar vererek. Kazara aynı mekâna iki ozan düşmüşse o zaman karşılıklı atışma başlar, keyiften durulmaz, bu gelenek günümüzde ‘Aşıklar gecesi’ olarak sürüyor netse ki.

80 li yıllarda Bodrum’da çalışıyorum. Milas’tan gelen ve akşamları dönen bir sokak çalgıcımız vardı. Ufak tefek delikanlı tüm esnafın sempatisini kazanmıştı. Özellikle öğleden sonraları insanlar denizde, çarşı boşalır, dükkan çalışanlarına kalırdı sokaklar.. Sazıyla gezinen genç delikanlı çağrıldığı zaman bizleri kırmaz, gelir dükkânda otururdu. O yıllarda yukarıda fotoğrafta gördüğünüz Al Bano-Romina Power ikilisinin ‘Fellicita’ şarkısı popüler. ‘Çal bir Fellicita’ dediğimizde bizi kırmaz, başlardı sazıyla şarkıya, bir yandan da söylerdi. İtalyanca bilmemesine karşın, notalara uydururdu kendi yarattığı kelimeleri ama nakarat kısmında iyice coşar, Feliçita, feliçita sözleri ile. Çarşı da bulunan tek tük turist bir anda orada toplanır hiç birimizin anlamadığı sözleri ile şarkıyı hayranlıkla dinlerdi. O bir Karacaoğlan değil, sadece Milas’lı ufacık sokak şarkıcısıydı.

Üstte gördüğünüz fotoğraf ABD New York şehrinde Times meydanı. Yılbaşı kutlamalarında geleneksel toplanma alanı. İşte bu meydanda, Sokak Müzisyenliğini ‘görsel etkiye’ dönüştüren bir kişi var. Adı Robert John Burck. Kafasında kovboy şapkası ve ayağında çizmeleri, üstünde sadece iç çamaşırı ile 1999 dan günümüze gitar çalıyor. Yaz kış, karda yağmurda. Tam bir profesyonel, patentini almış, ‘Naked Cawboy’ olarak tescilli, adeta meydanın sembolü.


Kendisi gibi Çıplak ‘Cawgirl’ ile evlendi.
Bu kadar anlatımdan sonra başlığımıza dönelim. İki hafta önce İstanbul Metrosunda Üsküdar istasyonu. Günlerden Cuma, öğleden sonra saat beşi geçmiş, hafta sonu, iş çıkışları nedeniyle istasyon, bekleyen insanlarla tamamen dolu. İki peron arasında kalan boşlukta iki genç adamdan biri gitar, diğeri ise keman çalıyor. Yaşlı bir adam yaklaştı, elinde bastonu sırtında küçük sırt çantası ile biraz bekledi ve dans etmeğe başladı. Onu gören bir genç kız geldi birlikte dans ediyor, dönüyor, dönüyorlardı. Bu arada tren geldi, kapılar açıldı ama insanlar izlemeğe devam ediyorlardı, adam müzisyenleri selamladı, durdu. İnanması güç ama bir alkış koptu, seksen yaşındaki adam koşarak kapanmadan kapıdan içeri girdi. Üç dört kişi anında yerinden kalktı yer vermek istediler, oturmadı bir sonraki durakta ineceğini söyledi. Dans etme tutkusu uyandıran metro müzisyenlerinin, izleyenlerin yapmak istediğini yapan sadece birisiydi o yaşlı adam. Nereden biliyorsun diye sorarsanız, o adam bendim.
Güzel insanlarla, müzik ve anılarla buluşmak umuduyla,
M. Meran Pakel
İstanbul, 23.10.2026
460 (29/26)
