Türkiye’nin ilk Grafikerleri ve benim Grafikerliğimin sonu

                   Türkiye’de Grafik Sanatlar eğitimi önce Güzel Sanatlar Akademisinde bir bölüm olarak başlamış, daha sonra 1955 yılında Tatbiki Güzel Sanatlar Okulunun açılmasıyla devam etmiştir. Tatbiki Güzel Sanatlar, Beşiktaş’da Akaretler Yokuşunun bitiminde, tam karşıdaydı (Şimdi Mimar Sinan Üniversitesi).  Osman Hamdi Bey’in başına getirildiği Sanayi-i Nefise-i Hümayun Mektebinin 1882’de açıldığını hatırlarsak daha ancak 137 yılımızı doldurmuşuz. Ama unutmayalım, bu tarih bizi yanıltmasın, okullu olarak bu kadar sene, oysa resim ve duvar resimleri, boyama ve seramik süsleme, minyatür bizi neredeyse bin sene öncesine götürür. Bunu ayrı olarak yazacağım için geçiyorum. Güzel Sanatlar Okulunun açılmasından onaltı sene sonra Türkiye’nin en meşhur Grafik sanatçısı İhap Hulusi Kahire’de doğdu. Ailesi esas Kemah’lıydı.( Şimdi Erzincan’ın kazası o zaman Harput eyaletinin ) Resme ve çizime meraklıydı. Onun mektupla Alman resim hocasından ilk derslerini aldığı söylenir ama esas yeteneğini, Birinci Cihan savaşında döndükleri İstanbul’dan 1920 yılında Almanya’ya giderek Münih’te Heimann Schule atölyesinde geliştirdi. Uzatmayalım, Türkiye’ye döndükten sonra genç Türkiye’nin bütün tasarım ve afişlerinde onun imzası vardır. Ben ilkokula gittiğimde ilk elime aldığım ders kitabının kapağında onun çizimi vardı. O zamanlar biz öğrencilerin ve çoğunlukla anne veya babalarımızın ilk işi ders kitaplarımızı kaplamak olurdu. Özenle ders kitaplarımızı korurduk. Alfabem şeffaf kırmızı kaplıydı.  Aynı renkte üste doğru yapıştırılmış, ortası boş beyaz etiketimin altında aşağıdaki resmi hep görürdüm.

Aşağıda İhap Hulusi’den bir iki örnek grafik afiş koyuyorum.

Biz onu yıllarca Milli piyango biletlerine çizdiği resimlerde tanıdık. Afiş ve grafik dışında çok az da olsa karikatür çizmiştir. Aşağıya bir örneğini alıyorum

İhap Hulusi’nin soyadı da enteresandır. Biz başımız önde işten eve giden bir milletiz. Bakarız ama görme özürlüyüz. Güzellikleri göremeyiz.  Gör ey milletim bak senin için neler çiziyorum dercesine “Görey” soyadını almıştır.

Aradan yıllar geçmesine karşın onun bugün bile kullanılan çizimini aşağıya alıyorum.

   Benim yanında başladığım Nezih Bey’in Kabataş Lisesinden okul arkadaşı  Bedri Kökten’i de unutmayalım. Onun 1950 li yıllardaki çalışmalarından örnek sunuyorum.

Bedri Kökten Güzel Sanatlar Akademisinin Mimarlık bölümünü bitirdi, çok başarılı restorasyon mimarlığı yaptı, ödüller aldı. Resim ve çizgi tutkusunu kişisel resim sergileri ile devam ettirdi. İzmir’de katıldığı Mimarlık onur töreni fotoğrafını ekliyorum.

Gelelim hikayemizin sonuna, Grafiker yardımcılığı işime Cağaloğlu’nda bir serigrafi atölyesinde başladığımı yazmıştım. İşler büyümüş, firma adını “Şimşek Reklam” olarak değiştirmişti. Ortaklardan birisi İhsan Bey’di. Arçelik eğri  a  harfi şeklindeki amblem onun eseriydi, yıllarca kullanıldı. Profesyonel çizim işlerinde akademi öğrencisi  kabiliyetli gençleri çalıştırıyor, ben son eklemeleri yapıyordum.  Odama elinde bir resimle geldi. Guaj ile boyanmıştı, çok güzel bir oda ve duvarda yeni üretime başlayan ısı konvektörleri görülüyordu.  “Yeni reklamda bu resmi kullanalım” dedi.  Resmi aldım, eklemeleri yaptım, Letrasetle istediğim puntoda yazıyı dizdim, götürdüm. Baktı. “çok iyi olmuş” dedi ve gazetelerde basıldı. Aradan iki gün geçmedi, İhsan Bey alı al moru mor odama geldi. Ufak tefek, her zaman takım elbiseli olan bu adam iyice ufalmış gibiydi.   “Mahvolduk, mahvolduk” diyor, başka bir şey söylemiyordu.  Benim çizdiğim resimde üstte bir radyatör peteği vardı altta ise guaj resim, peteğin üzerine kalın fırça ile siyah bir çarpı çekmiştim. Yazıyı bu gün bile hatırlıyorum. “Bu petekleri atın modern peteklere geçin”  Ne yazık ki benim üzerine çarpı çektiğim petek resmi patentli ve Türkiye’nin en büyük üreticisi “Demir Döküm”e aitti. Kısaca firma arayarak ürünün karalandığını iddia ediyordu. Uzatmayayım, Şimşek Reklam bu işten bir ceza almadı, beni de işten atmadılar ama ben kendimi affetmedim. Üç ay sonra işten ayrıldım, sene 1968 di. Geriye sadece o günlerden tatlı anlar ve  “bir işi tam anlamıyla bilmiyorsan o işi yapma” nasihati kaldı.

Tüm Grafikerlerimize sevgilerimle,

Dalyan, 12.02.2019

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s