Ankara’nın unutulmayan mekanları (2)

Şehir Çarşısı 1940 yılları ( Karpiç Lokantası Ziraat Bankasına doğru, köşede )
Karğiç’ Cadde tarafından girişi

Bir önceki yazımda bahsettiğim Karpiç Restoranla ilgili iki resim ekliyorum.

Şehir Çarşısının önünden karşı kaldırıma geçip ilerlerseniz Büyük Postanenin olduğu yola gelirsiniz, sola saptığınızda köşeden fazla uzaklaşmadan burnunuza keskin bir şarap ispirto karışımı koku dolardı. İki basamakla çıkılan “Yeni Hayat ” Lokantası buradaydı. Babam o yıllarda Postanenin arkasındaki Genel Müdürlük binasında çalışıyordu. Ona uğradığım ve birlikte çıktığımız zamanlarda hep bu kokulu mekanın önünden geçtim, ama içerisini hiç görmedim. Ben görmedim ama o günleri yaşayan Fahir Aksoy “Kürdün Meyhanesi” adıyla kaleme aldığı eserle bir devri hem anlattı hem yaşattı.

“”Ankara’da, yanan Milli Eğitim Bakanlığına çok yakın bir restoran-meyhane olan, Yeni Hayat Lokantası adında bir mekanda, 1944-1960 yılları arasında bu mekanda oluşan ilginç olaylar ve kişilerle ilgili anılardır.” diyerek başlıyor kitabı, Devam edelim, “Köy Enstitüsü hocalarının, MEB Tercüme bürosunda çalışanların, Ankara’da yaşayan şair, ressam , aktör, bilim adamı, edebiyatçı ve müzisyenlerin devam ettikleri bir tür kendiliğinden oluşan aydınlar kulübü idi bu mekan. Çoğunlukla “Kürdün Meyhanesi”diye anılırdı burası”. Fahir Aksoy’un bu kitabının birinci baskısının kapağında kendi çizimi ile meyhanenin içi, barı ve büyük saç sobası görülür. ( Yeni baskıda bu özgün kapak yoktur. )

Fahir Aksoy yazı ve resimle uğraşmıştır. Bu mekanı anlatan tek kitap onundur, ama resim sanatında “Türk Naifleri” üzerine çeşitli kitap ve yazıları vardır. Resim yaptığı sıralarda, arkadaşlarının “yapamazsın, resim satılmaz” sözlerine karşın ani bir kararla Anadolu’ya gitmiştir. Orada evet resim satamamıştır ama gözlemleri birçok kalıpları kırmaya yetmiştir. Anadolu’da sanılanın aksine Reslm Sanatı Batıdan daha eskilere uzanmaktadır. Alevi köylerinde çok eski yağlı boya ile yapılmış dinsel resimler görmüştür. En az dört yüz yıllık olduğu söylenen resimlerde renkler canlılığını korumaktadır. Ona yaşlıların anlattığı bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Bir köy ressamı resim yapmak için hazırlığını yaparken yoldan bir adam çıkagelir, yorgun ve açtır, gözüne çanağın içindeki süt ilişir. Elini uzatır, ama adam elini tutar.”Tamam açsın anlıyorum. Bunu içtiğin zaman sadece bir an derdini unutacaksın açlığın geçecek. Ama içmezsen onunla benim yapacağım resim yüzlerce sene yaşayacak”

Batının Rönesans’ta kullandığı sütten elde edilen “Kazein” boyayı Anadolu köy ressamları kullanıyordu. Ama biz yazmadığımız için üzülerek söylemek gerekirse belgeleyemiyoruz.

Bir önceki yazımda olduğu gibi, Dalyan ilginç bir yer. Kim buraya geldi ve yaşadı dersiniz? Evet, Fahir Aksoy bir müddet Dalyan’da yaşadı, resim dersleri verdi ve bu güzel beldenin yaşaması için “Dalyan Derneği” kurdu.

Bize eser bırakan bu güzel insanları özlemle anıyorum.

Fahir Aksoy


M Meran Pakel

Dalyan, 05.03.2019

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s