Bodrum’un Eski Pazar Yeri

1970 ve 1980 li yıllarda “Bodrum Pazarı” şehrin içinde, daha doğrusu ana çarşının içinde kurulurdu. O zaman size önce “Çarşı”yı biraz tanıtmam gerekecek. Aşağıya 60 li yılların sonundaki Bodrum’u çizmeye çalıştım. Yokuşbaşından Yeni Caminin olduğu meydana doğru gelirken resimde en üst solda gördüğünüz Postahane binası vardı. Tam karşısında boş alan otobüslerin garajıydı diyemiyorum, hiç bir yapı yoktu, orada indirirler ve oradan binerdiniz. Hemen yanlarında jeepler beklerdi. Eğer mevsim yazsa sadece “gümbet pilac” sözünü duyardınız. Bu küçük boş alan ilk pazar yeri olarak kullanılmaya başladı. Doğaldır ki. insanlar getirdikleri mallarını indirip. en kalabalık olan yerde satıyorlardı. Sebze-meyve satanlar burada, balık satanlar ise, hemen ötesinde rıhtımda, bir farkla balık pazarı her gün var. Bodrum geliştikçe pazar da büyüdü ve Yeni Caminin yanından başlayarak Çarşının sokaklarına yerleşti. Burada bir tek “Kale Caddesi” Turistik eşyalar sattığı için önüne hiç bir pazarcı yerleşmedi.

Resimdeki camiden denize doğru yürüdüğünüzde çizdiğim orta blokta en önde tenteli küçük dükkanda on senem geçti. İşte pazar bu “Yeni Çarşı”nın ara sokaklarında kurulurdu. Aşağıya o günlerden bir iki pazar resmini ekliyorum.

Yukarıya aldığım resimler Yeni Camiden sola dönüp Çarşıya girdiğiniz ilk sokakta çekildi. En alttaki resim bir zamanların meşhur “Ender Pastahanesi”nin önüdür,

Gelelim hikayemize; Benim dükkanın önüne Müskebi (Ortakent) den yaşlıca bir köylü gelirdi, fakat öyle utangaçtı ki, sandığını koyar, öylece otururdu. Pazarcılıkta bağırıp çığıracaksın. dikkat çekeceksin ki satılsın. Dayanamazdım ben yanına geçer başlardım bağırmaya “Bodrum’un en güzel Mandalinası.” Gerçekten de o devirde kimse daha değil hormonu, ilacı bile bilmiyor. Şimdi olsa “Hormonsuz bunlar” diye bağırırdım. Gerçekten iri, güzel mandalinaları vardı. Birisi ilgilendi mi diğer insanlar da geliyor. Çabucak bitirirdim. Öbür yan tarafıma Aydın’lı bir pazarcı gelirdi, Yağız, babayiğit bir adamdı. Sadece soğan ve patates satardı. Tentenin altında iki küçük masam var ve o gün iki orta yaşlı turist kadın tam Aydın’lıya yakın masada oturuyorlar. Turistler için pazar eğlenceli, hareketli ve gerçekten keyif vericidir. Derken ne olduysa bu kadınlar kalktılar, ben diğer müşterilerle ilgileniyorum. Oradan birisi seslendi. “Bu soğancı nerede?” Bakındım. Şimdi buradaydı. Adam kaybolmuş. Gelene kadar soğan patates satmaya başladım, bir saat, iki saat artık işi bıraktım, pazarcılık yapıyorum. O zamanlar akşam hava kararmadan pazar toplanır, Belediye ekipleri sokakları bir güzel temizlerdi. Herkes toparlandı, bizim soğancı ortada yok. Mecburen mallarını topladım, zaten hap kadar dükkan, bir köşeye koydum. O gece gelmedi. Ertesi gün Metin beyle konuşuyorum, olayı anlattım. Onun, tam benim karşımda bir ayakkabı dükkanı var, “O adam dün senin orada oturan turist hanımlarla gitti” dedi. O yıllarda gelen insanlar hem zengin hem kültürlüydü, o iki Fransız hanım oldukça şıktılar. Birlikte gittiklerine ihtimal vermedim. Nasıl olsa gelir dedim. Ama bizim soğancı bir daha hiç pazara gelmedi..

M. Meran Pakel

Dalyan, 17.06.2019

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s