‘Prospector’…

Yukarıdaki resimde gördüğünüz genç kızın adı ‘Kate’. Kanada’nın karlarla kaplı Ontario bölgesinde Aralık ayında doğdu. Yıl 1882 idi. Altı yaşında babası onu kampa götürdü, ilk defa kendi kanosu ile tek başına derelerde dolaştı, bu olayın hayatını ne kadar etkilediğini bile bilmeden. Yirmi dört yaşında Toronto Üniversitesini bitirdiğinde fizik, astronomi ve matematik en büyük merakıydı. İki sene sonra Profösör oldu, hem de matematik üzerine, Albert College’de çalışıyordu ama onun gönlü hep çocukluğunda gördüğü o dağlar ve doğaydı.

‘Rocky Mountains’ Kayalık dağlar, Kanada

Yukarıda gördüğünüz kayalık dağlara tırmanmak için dağcılığa başladı, kısa zamanda ‘Kanada Alpin Dağcılık Kulübü’ne kabul ettiler. Bir seksen boyu ve sarı uzun saçlarıyla gösterişli olan bu genç kızın tek sevgilisi doğaydı. Okulu ve çalışmayı bıraktı, ‘Kendi başına yeterli olmak için nasıl yaşaması gerekiyorsa’ onu yapacaktı, ama önünde büyük bir sorun vardı. Ülkesinde ‘Kadın Hakları’ yani bildiğimiz ‘Medeni Kanun’ yoktu, daha açık yazmak gerekirse bırakın seçimi, kadının mal, mülk edinmesi imkansızdı. 29 yaşındaydı, kendine ait bir toprağının olmasını istiyordu, orayı ekip biçecek ve tek başına, kendi kendine yeterli olarak yaşamını sürdürecekti. Kardeşi Lincoln’u ikna etti ve onun adına bir arazi aldığında yıl 1913 olmuştu. Bu arada bir ekleme yapmak istiyorum, Kanada’da Medeni Kanun’un kabul edilişi 1929 yılıdır. Ancak bu tarihten sonra kadınlar miras, mal ve mülk edinebilmişlerdir. “Peki ya biz?”, diye sorarsanız… Büyük kurucumuz sayesinde biz onlardan ve bir çok Avrupa ülkesinden yıllar önce, 1926 yılında kabul etmişiz. Tekrar konumuza dönelim, Kate bütün enerjisini bu araziye verdi, uğraştı, didindi ama olmuyordu, bir eksik vardı, onu da çok çabuk fark etti. Bu işi birebir böyle yaşayan insanlardan öğrenmeliydi. Kuzey Amerika yerlileri Siyu’lardır, bunların bir boyu olan Kle’ler Monitoba bölgesinde yaşarlar. Aradı, onları buldu, onlar da bu genç beyaz kadını kendi aralarına kabul ettiler, ona ‘Moniasquiao’ (Beyaz kadın) adını verdiler.

Klee, Kuzey Amerika Yerlisi ( Üzerindeki el dokuma örtünün, bizim Anadolu Yörüklerinin dokumaları ile olan benzerliğini göstermek için bu resmi aldım. )

Ona obalarını açan kızıl derililerden ayrılması hüzünlü oldu, ama o doğaya aitti. Kulübesini gölün kıyısına kurdu. Artık hayallerini gerçekleştirmek için dolaşıyor, dolaşıyordu, merak ettiği tepelere dağlara tırmanıyor, nehirlerde geziniyordu.

Kate Wekoska gölü kıyısındaki kulübesinde

Geceleri parlak gökyüzüne bakıp inceliyor ve astronomi konusunda yazıyordu, yazdıklarının bir kısmını 1920’li yılların sonunda, aşağıda resmini gördüğünüz Kanada’nın en büyük tirajlı gazetesi olan ‘Toronto Star’a gönderiyordu. Hatırlarsanız, Ernest Hemingway de 1920’li yılların başında bizim ‘Kurtuluş Savaşı’nı izlemek üzere aynı gazetenin muhabiri olarak Türkiye’de bulunuyordu.

1960’lı yıllar, Toronto Star Gazetesinin büyüklüğünü anlatmak için binalarının resmini ekliyorum

“Kate dağların arasında, göl kıyılarında kaç yıl yaşadı?” derseniz, üç beş sene değil kırk seneden fazla… Kışları köpeklerin çektiği kızakla geziyor, bahar ve yazlar da sadece yürüyordu.

1961 yılında şehire dönmeye karar verdi, belki bedeni onu uyarıyordu, bilmiyoruz, iki sene sonra küçük bir kasaba olan Minedoza’da, yine bir kış günü hayata veda etti. Öldüğünde hiç parası yoktu. “Peki onu böylesine önemli yapan neydi?” diye sorarsanız, o, bütün bu gözlemlerinde taşlara merak saldı. Eline Jeoloji, madenler, mineraller üzerine ne bulursa okuyordu. Bugün Kanada dünyanın en gelişmiş yedi ülkesinden biri ve bu ülkede maden üretim gelirleri önemli bir yer kaplar. Monitaba Ontario bölgesinde bulunan bütün madenlerde onun ‘buluculuk hakkı’ vardır. O yöredeki altın, nikel, bakır madenleri bugün en zengin şirketler, ama, söylediğim gibi, Kate beş parasız öldü. En önemlisi Kate Rice adı ‘Dünyanın ilk kadın maden arayıcısı yani ‘Prospector’ olarak tarihe yazıldı. Hayatı henüz filme aktarılmadı, hiç evlenmedi, bir gönül macerası olduğu bile söylenemeyen bu kadını hangi sanatçının canlandıracağını merak ediyorum ve en çok da onun köpekleri ile ağlayarak veda sahnesini..

Kate Rice ve karış karış dolaştığı Titon Dağları

(Bir başka prospektörün hikayesini size ileride anlatacağım. )

M. Meran Pakel

Karşıyaka, 31.08.2019

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s