Bir Sinemanın Hatırlattıkları…

Yukarıdaki resim 1958 senesinde çekilmiş, gördüğünüz genç kadının adı Françoise Quoirez. O tarihte 23 yaşındaydı. Üç kitap yazmıştı ve ikisi filme çekilmişti. Zengin olmuştu ve artık ülkesi ve dünya onu tanıyordu. Oysa çok kötü bir talebeydi, derslerini ve sınıfını zorlukla geçmiş, Fransa’da zorunlu olan Lise bitirme imtihanı ( Bakaloryayı ) ancak ikinci seferde ve güçlükle verebilmişti. Başladığı üniversitede bütün derslerden kalmıştı, sadece Fransızcası çok iyiydi.

1953 yılına dönersek, Ocak ayının ortalarında, Paris’te, yayıncı René Juliard her akşam yaptığı gibi koltuğuna gömüldü, yanında yığılı ve basım için gönderilen eserleri okumaya başladı. İlk ikisini daha birinci sayfada bıraktı, üçüncüsü ilgisini çekti, dört kişi arasında gelişen olay ve psikolojik derinlik onu şaşırttı. Saate aldırmadan telefona sarıldı. Karşısında ince sesli bir kız vardı. “Bonsoir” diyen çocuğa Françoise ile konuşmak istediğini söylediğinde kız güldü. İşte yazarlık hayatı böyle başladı, kahramanımızın. Kitap basıldığında o gün için umulmayan bir sayıya ulaştı. Tam yedi yüz elli bin adet satılmıştı. Kısa bir zaman sonra filme alındı ve ben o yazarı filmini izledikten sonra tanıdım. Şimdi burada sizi geçmişe götürüp Ankara’nın en güzel sinemasını anlatmak zorundayım. (Bilgilerin ve resimlerin çoğunu Arkitekt dergisinin 1949 sayısında çıkan, binanın projesini çizen Y. Mimar Abidin Mortaş’ın yazısından aldım. İyi ki böyle bir eser ve yazı bırakmış, bunları bile bulamayacaktık.)

Sinemanın girişi

Kapıdan girdiğinizde oval bir boşluğun iki tarafındaki gişelerle karşılaşırdınız,

İçeriye girdiğiniz zaman üst katta pastahane vardı. Burayı daha sonra İlbank evlerinde restoran açacak olan Madam Tamara çalıştırırdı.

Ankara’da locası olan tek sinemaydı, en ortadaki loca protokole ayrılmıştı ve Pazartesi akşamları ( Filmler pazartesi günleri değişirdi ) İsmet Paşa eşi ile birlikte bu locada bulunurdu. 14 mayıs seçimlerinden sonra Menderes Başbakan olunca yine bu kural değişmemişti, Menderes kendine Çarşamba akşamlarını seçmişti. Girişte sizi, ‘Sadabat’ ve sahnenin üstündeki ‘Halay çeken Sivas’lı kızlar’ duvar resimleri karşılardı. Bu iki resim de Turgut Zaim ile Nurettin Ergüven’in ortak çalışmasıydı. İşte bu güzel sinemada tanıştım Françoise ile ve bilinen takma soyadı ‘Sagan’ ile. O zamanlar on dört on beş yaşlarındayım, renkli filmleri daha gerçekçi bulduğumdan mı bilmiyorum, ilgimi çekiyordu. Film başladı, siyah beyaz, canım sıkıldı. Biraz da ağır konulu, genç bir kız ayna önünde düşünceye dalıyor ve birden ‘Pat’ diye film renklendi. O yaz yaşadığı deniz kenarındaki sevgilisi kayaların üzerinde… Film ne zaman geçmişe dönse renkleniyor, yaşama dönünce kararıyordu. Filmin adı ‘Merhaba Hüzün’ veya orjinal adıyla ‘Bonjour Tristesse’ idi. Filmin o günkü ve yeni DVD versiyonlarındaki kapaklarını aşağıya alıyorum.

David Niven’in Playboy bir babayı, Deborah Kerr’ın anneyi oynadığı filmde Jean Seberg genç kızı canlandırıyordu.

Françoise Sagan bu ilk romanının arkasından ‘A Certain Smile’ i yazdı. Bizde ‘Acı Tebessüm’ olarak gösterilen bu filmi de Renkli Sinemada seyrettim. 1959 yılında Hayat dergisinde çıkan resimli anlatımını aşağıya alıyorum.

Françoise, her filminde mutlaka setlerde olur senaryo hataları olmaması için çalışırdı. Aşağıdaki resim onu bir sette görüntülüyor.

Spor arabalara ve sürate meraklıydı. Geçirdiği bir kazadan kıl payı kurtuldu. İlk evliliğini yaptığında sadece 23 yaşındaydı, kocası ile arasında yirmi yaş fark vardı. Sadece iki yıl sürdü.

Sagan eşi ile birlikte

İkinci evliliğini bu sefer kendinden genç bir Amerikan Playboyu ile yaptı. Adeta yazdığı ‘Merhaba Hüzün’ü’ yaşamak istercesine. Bir oğlu oldu. Sonrasında ayrıldı. Hiç durmadan yazdı, uyuşturucu ve farklı cinsel yaşamı bile onun çılgın dünyasının bir parçasıydı adeta. Vefatında Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac “Bizi hüzünle tanıştıran, duygulu ve hassas yazarımızı kaybettik” diyerek konuşmasını noktalayacaktı.

Şimdi baktığımda hayatın yaşadığımız anlarını ben de siyah beyaz ama geçmiş günlerimi daha renkli görüyorum dersem belki beni anlarsınız. Sagan’ı en iyi gösteren yakın zamanda çekilmiş bir resmi ile bitiriyorum.

Françoise 2000’li yıllarda

M. Meran Pakel

Karşıyaka, 04.11.2019

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s