Adanın Öbür Yüzü

(Bu yazı bir önce sizlerle paylaştığım yazının devamı, çok uzun olacağı için bölmek zorumda kalmıştım.)

Madagaskar, sadece dev ağaçları ile değil yaşayan canlıları ile ‘özel’. Aşağıda fotoğraflarda gördüğünüz sevimli Lemurlar, on üç farklı türü ile bu adada yaşıyor.

Adanın batısında, UNESCO tarafından koruma altına alınmış Doğal Tabiat alanları ile karşılaşıyorsunuz, bitki türlerinin çeşitliliği şaşırtıcı.

Ama ne var ki yaşayan halk Dünyamızın en yoksul Ülkeleri arasında, Doğal güzellikler ‘karın doyurmuyor’ diye düşünebilirsiniz ama gerçek başka. Bu girişten sonra başlayalım yazımıza.

Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz ‘Küçük Prens’ kitabı ile sekiz-dokuz yaşlarında tanıştım. Yaz tatilinde İstanbul’da dedemin Erenköy’de yazlığında, öğleden sonra, sıcakta dolaşmamamız için, ‘zorunlu’ olarak uykuya yatırılırdı çocuklar. Uyumasak da elimizde kitap, okumaya aç bizler, dışarıda evin önündeki iki büyük sedir çamımım, zaman zaman hafif rüzgârla, büyük geniş dallarını kaplayan iğne yapraklarının hışırtısı bize ninni gibi gelirdi.

Kitap kıymetliydi bizim gözümüzde, onun mürekkep kokusunu içimize çeker, sayfalarını incitmeden, kıvırmadan okur, bitince hayallere dalar, başka Dünyalara giderdi küçücük beyinlerimiz. Böyle başlayan okuma sevgimizin başlarında tanıştım ‘Küçük Prens’ ile, kitap benim belki de ilk okuduğum romanlardan birisiydi, ciltli, resimleri basit ama renkliydi. O zamanlar bunları yazarın çizdiğinden habersiz, altıncı bölüme geldiğimde, Baobap ağacı ile tanıştım.

‘… Küçük gezegenin her yerini istila etmişlerdi. Eger bir baobap filizini zamanında sökmezseniz, ondan bir daha asla kurtulamazsınız. Gezegenin her yerini kaplar. Kökleri toprağın derinliklerine doğru ilerler. Eger gezegeniniz çok küçükse ve baobaplar da fazlaysa, o zaman gezegen patlayabilir.’ Diyordu Küçük Prens..

İki de resim vardı, dev ağaçlar gezeğeni kaplamış, diğerin de Küçük Prens, Baobap filizini sökerken..

Madagaskar halkı yoksullukla erirken adadan beslenen ‘çok ortaklı’ şirketin binası her gün büyüdükçe büyüyordu. Altta fotoğrafını gördüğünüz gökdelen Japonya’da, Madagaskar’da en büyük maden işletmesinin yeni sahibi.

Neredeyse Ülkemiz büyüklüğündeki ada kuzeyden güneye adeta ikiye bölünmüş, batısı ‘UNESCO’ korumalı doğal yaşam alanları ile bilinirken, doğusu çok Uluslu şirketlerin çalıştırdığı ‘Maden Alanları’ ile tanınıyor. Alta aldığım fotoğrafta gördüğünüz ‘Küçük Prensin değil, bizim gezeğenimizin sayılı büyük madenlerinden biri olan Ambatovy.

Maden yatağı yüz elli milyon ton büyüklüğü ile Dünyanın en büyük Nikel, Kobalt madeni. Çıkarılan cevher aşağıda gördüğünüz fotoğraftaki deniz kenarında işlenerek Dünya piyasasında sunuluyor.

Madeni işleten Sumitomo ve Güney Koreli ortağının ödediği ‘vergi’ Madagaskar Hükümetinin tüm gelirlerinin üçte biri. (Madenler için ödediği vergi bu değerde olunca ne kazandığını sizler düşünün)

Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Pilot Antoine de Saint-Exupéry, Küçük Prens’i 1943 yılında New York’ta yazdı. O zamanlar aşağıya aldığım fotoğraftaki kadar ‘gökdelen’ finans merkezleri yoktu Manhattan’da.

Çocuklar için yazılmış gibi görünen eserinde büyüklere verdiği mesajlarla bilinen ‘Küçük Prens’ ‘Baobaplar yok edilmelidir’ derken, ‘hümanist’ kişiliği ile tanınan Exupery, günümüzde gezeğenimizi saran, ‘Üretmeden para kazanan iş merkezlerini’ mi belki de bize anlatmak istiyordu. Ne yazık ki, kitabında vermek istediği mesajları açıklayacak zamanı olmadı. Eser yayınlandıktan bir sene sonra Akdeniz’de uçağının düşürülmesi ile aramızdan ayrıldı.

Madenler bir Ülkenin bir daha yerine konulamayacak ‘Ulusal gelir’ kaynaklarıdır. Çok Uluslu şirketler gittiklerinde geriye sadece derin bir oyuk kalır, üzerinde ot bile bitmeyen.

Sağlıklı güzel günlerde buluşmak umuduyla,

M.  Meran  Pakel

Dalyan, 08.07.2026

451  (20/26)

Leave a comment