Bugün sizleri Fransa’da bir Saraya götürmek istiyorum. Fotoğrafta gördüğünüz Versailles, olunduğu gibi yazarsak Versay Sarayı Paris’den otomobil ile sadece kırk beş dakika uzaklıkta.
Sarayı daha yakından tanıyabilmeniz için birkaç fotoğraf ekliyorum.


Aşağıda fotoğrafta gördüğünüz ‘Aynalı Salon’ da üç yüz elliye yakın ayna yerleştirilmiş,

Bugünkü hikayemizin geçtiği Versay Sarayında 1919 yılının başında yoğun çalışma vardı. Neredeyse elli senedir kullanılmayan, bakımsız Saray ‘Özel’ toplantı için, baştan başa elden geçiriliyor, yenileniyordu. Dört özel oda hazırlanıyordu, banyo ve sıcak suyun olduğu. (O güne kadar iki bin üç yüz odalı Sarayda sadece bir banyolu oda vardı. Bu oda Sarayın yapılışından yaklaşık yüz sene sonra Kraliçe Marie Antoinette’in ‘Ben banyosuz yatak odası istemem’ sözleri üzerine apar topar yapılmıştı) Bırakın banyoyu Sarayın yapıldığı 1660 lı yıllarda hiç tuvaleti ve su tesisatı yoktu. Ne yapıyorlardı derseniz asiller altta fotoğrafta gördüğünüz seyyar tuvaletleri kullanıyorlardı.


‘Küçük’ işlerini de nerede isterlerse orada.
Saray başlangıçta ‘Av Köşkü’ olarak tasarlanmış, uzun zaman yaşam düşünülmemiş sonunda içi idrar, dışkı kokan Saraya dönüşmüş, adı ‘Pis kokulu Saray’ olmuştu.
Tekrar 1919 yılının Ocak ayı başına dönersek, Saray’ın dört odasına, banyo, tuvaletin yanında sıcak su tesisatı yapıldı, dört ayrıcalıklı kişi için. ABD Başkanı Woodrow Wilson, İngiltere Başbakanı David Lloyd George, Fransa Başbakanı Georges Clemenceau ve İtalyan Başbakanı Vittorio Orlando için. (Belki merak edersiniz, bu restorasyonun tüm giderleri, John D. Rockefeller tarafından iki yüklü ‘Bağışla’ karşılanmıştı,)

Fotoğraf Versay sarayının önünde Mayıs ayında çekilmiş sol başta David Lloyd George sonra Vittorio Orlando, Georges Clemenceau ve en sağda ABD Başkanı Woodrow Wilson.
Farklı Ülkelerden seksen altı Delege ’nin ‘Resmi olarak’ katıldığını yazıyor kaynaklar, bunlara sekreterler, basın kurumları ve gözlemciler dahil değil. Katılımın yoğunluğunu ancak aşağıya aldığım fotoğraf anlatabilir.

O güne kadar Savaşlar sonunda, yenenler ile yenilenlerin aynı masada karşı karşıya oturup ‘Şartları’ konuşmaları geleneğinin dışına çıkılıyor Versay Sarayında. Yenilen Ülkelerden kimse yok, Ocak ayının on sekizinde, Birinci Büyük Savaşı bitirecek olan anlaşma şartları konuşulmağa başlandığında.
Versay Av Sarayında, ‘Kurtlar’ önce hangi avı nasıl yiyeceklerine karar vereceklerdi.
‘Yenilen Ülkeleri’ birer birer karşılarına almağa, ilk avın da Almanya olmasına karar vermeleri neredeyse üç aylarını aldı, kolay değil, koca Alman İmparatorluğunu ve sömürgelerini paylaşacaktı üç büyük Ülke ve onların yanında destekçi yirmi altı farklı ‘Millet’.
Ve Almanya’yı ‘Şartları imzalamağa’ çağırdılar.
Alman Heyetinin başında aşağıda fotoğrafını gördüğünüz ‘Kont’ vardı.

Dış İşleri Bakanıydı, 9 Mayıs 1919 da toplantı başlarken, Kont Ulrich von Brockdorff-Rantzau. Güçlü bir Heyetle gelmişlerdi, yanında Hükümet kabinesinin beş Bakanı ve Hükümet olan ‘Sosyal Demokrat Partinin’ başkan yardımcısı. Bununla da yetinmemiş bir ‘Savaş Hukuku’ akademisyeni, Dünya’nın tanıdığı saygın Sosyolog Max Weber ve Ekonomist Lujo Brentano bulunuyordu.
Alman Heyeti, Ülkelerinin adına yetkili olduklarını belirttikten sonra, heyetin önüne iki ‘Kitap’ kondu, (kitap diyorum, hacminden dolayı) İngilizce olanı, 426 sayfaydı, Fransızca olan daha ağdalı bir dil olması nedeniyle 430 sayfaya çıkmıştı. (Bu günümüze kadar görülmemiş bir ‘Antlaşma Metniydi’ bir fikir edinmeniz için ekleyelim, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, kullanılan dile bağlı olarak 50 ila 80 sayfadır.)
Diplomatik olarak her iki tarafın dilinde hazırlanması kabulü bu sefer bilerek uygulanmamıştı. Kont, metnin Almanca kopyasını istedi, günlerden sonra sunulan Almanca Şartlar kitabının aslına uygun olmadığı görüldü, ‘Kurtlar’ adeta Almanlarla alay ediyorlardı.
Olay Alman Heyet Başkanının ‘Görüşmeğe başlayabiliriz’ sözü üzerine başladı. Görüşme olmayacaktı. Doğrudan imzaya geçilecekti.
Kont, kendisini Heyetini ve Alman Devletinin bu kadar aşağılanmasına dayanamadı. ‘Bize ‘Dikte’ edilen anlaşmayı imzalamam’ diyerek Heyeti ile birlikte Paris’e döndü.
Kurtlar avlarını bırakmağa niyetli değildi, bir ‘Ültimatom’ yazısı gönderdiler, kısaca tek cümle ile ‘Ya imzalarsınız, ya da işgal ederiz’. Almanya’da Hükümet istifa etti. Kont yeni kabinede görev almağı reddetti. Versay Sarayına sadece iki Alman geri döndü.
Günümüzden tam yüz yedi sene önce yine bir Haziran ayında çok ağır şartlarla, ‘Savaşı bitiren’ Anlaşmayı imzaladı yeni Dış İşleri Bakanı Hermann Müller ve Sömürgeler Bakanı Johannes Bell. Sarayda görevli bir de ressam olduğunu yazmayı unutmuşum. Savaş ressamı İrlandalı William Orpen, savaş boyunca ‘batı Cephesinde’ bulunmuştu, aşağıya aldığım çizim ona ait, imza esnasında resmetmiş, ‘Aynalı Salonu’.

Anlaşmanın imzalandığı, Savaşın sonlandığı haberi ile basılan ABD gazete fotoğrafını ekliyorum.

(Günümüzde ABD İran savaşını -umarım- sonlandıran anlaşmanın aynı aya gelmesi de bir rastlantı.)
Neden Versay Sarayı seçilmişti derseniz, bu bir bakıma ‘Öç almak’. Aynı Sarayda, aynı salonda yeni kurulan Alman İmparatorluğuna yenilen Fransa ‘şartları’ kabul ederek imzalamıştı ‘1871 Anlaşmasını’
‘Ülkelerin dostu düşmanı yoktur, çıkarları vardır’ Ne güzel söylemiş bir Türk Diplomatı, yıllar sonra Almanya ile Fransa kol kola Avrupa Birliğini kurarlarken.
Belki yolunuz düşer giderseniz, sadece Sarayın bahçesini gezmek için bile ücret ödemek zorunda olduğunuz ‘Kokulu Sarayın’ hikayesi burada sonlanıyor.
Güzel günlerde buluşmak umuduyla,
M. Meran Pakel
Dalyan, 18.06.2026
449 (18/26)
