

Günümüzden yüz doksan sene önce 1836 yılında İngiliz Binbaşı Thomas Pardoe İstanbul’a geldi. Yalnız değildi, yanında yukarıya aldığım gravürde gördüğünüz, otuz iki yaşındaki kızı Julie de vardı. Mısır ve Yunanistan’ı gezmek amacı ile çıktıkları yolculukta, doğal olarak Osmanlı İmparatorluğundan bu gezi için ‘resmi’ izin belgesi almak için gelmişlerdi, ancak genç kız İstanbul’a hayran kalınca ayrılamadılar dokuz ay boyunca.
Julie hem yazar hem de ressamdı, kaldıkları zaman boyunca notlar aldı, çizimler yaptı. Gezisini iptal etti ve İngiltere’ye döndüler. Taş baskı resimlerle süslediği üç ciltlik eserinin ilk cildi, bir sene sonra Londra’da yayınlandı.
Aşağıda ‘Boğazın güzellikleri’ adını verdiği üçüncü cildin kapağını görüyorsunuz.

O günlerdeki İstanbul’un görünümü ile ilgilenenler için kitaptan bir iki çizimi yazımıza ekleyelim.



Eser büyük bir ilgi gördü, üst üste farklı yıllarda üç baskı daha yaptı. O yıllar için ulaşılması güç olan otuz bin adet satış rekoruna ulaştı. Fransızcaya çevrildi. (Julie, yayıncısının önerisine uyarak tüm çizimlerini illüstratör William Henry Bartlett (*) tarafından yeniden yapılmasını sağladı. O yıllarda Yirmi dokuz yaşındaki ‘Usta’ sanatkara bu güzel eserleri için borçluyuz. Seksenden fazla çizimin olduğu eserim üçüncü cildi geçtiğimiz sene Ülkemizde geç de olsa yayınlandı.)

Bizim başlığımızı ilgilendiren Bartlett çizimini aşağıya alıyorum.

Boğazın kenarında görünen Saray günümüz Beylerbeyi Sarayının, yanmadan önceki, ilk ahşap hali. Sultan Abdülmecid döneminde yanan ve uzun bir zaman öylece unutulan Saray, sonrasında tahta çıkan kardeşi Abdülaziz tarafından yeniden inşa ettirtilir.
Bugün gördüğünüz Sarayın, yapıldığı yıllarda arkasında kalan sırtlara kadar, ağaçlık ve bahçeydi. İşte Ülkemizin ilk en büyük ‘Bambu Ormanı’ Sarayın bahçesinde oluşturuldu.


Yukarıda gördüğünüz fotoğraflar güncel, bu sene ziyaretimde çekildi.
Ormanın nedenini sorarsanız, Bambu ağaçlarının fazla nemi alıp Sarayı rutubetten koruduğuna dair olan inanç. Belki de bir başka nedeni, Bambu ağaçlarına sivrisineklerin aşırı ilgisi nedeni ortamdan uzaklaşmaları olabilir mi bilmiyoruz.
Yolunuz Saraya düşerse, ‘Mabeyn Bölümü’ bahçesinde ormandan geriye kalanları görebilirsiniz. Unutmadan ekleyeyim, geziniz boyunca tatlı bir ‘Osmanlı Müziği’ sizlere eşlik edecektir, nereden geldiğini aramayın hoparlörler taşların içine gizlenmiştir.
Sağlıklı güzel günlerde buluşmak umuduyla, hoşça kalın.
(*) William Henry Bartlett, Julie İstanbul’u gezerken Amerika ve Kanada gezilerindeydi. Orta Doğuya 1840 lı yılların sonlarında gelir, Suriye ve Antakya çizimleri ona aittir. Bin beş yüz eser bırakan sanatçı Türkiye gezisi sonunda ne yazık ki, kolera yüzünden gemide hayatını genç yaşta kaybeder.
M. Meran Pakel
İstanbul, 19.05.2026
446 (15/26)
