Uzaylılar Gerçekten Dünyaya Geldiler mi ?

Yukarıda Bilim ve Teknik dergisinden aldığım resimde gördüğünüz kişi Prof. Dr. İhsan Ketin, benim değerli Jeoloji eğitmenim. Onu ayrı bir yazıda sizlere anlatacağım için devam ediyorum. 1970 yılında Pendik-Gebze arasında Dolayoba sırtlarında kamptayız, çadırlarda kalıyoruz. Teknik Üniversite’yi bitirmemize daha bir yıl var, Jeolojik harita alımı için dağ bayır dolaşacağız.. ( O yıllarda bu bölgelerde yaşayan kimse olmadığı gibi en yakın köyde elektrikte yoktu, gaz lambası ve lüks lambaları kullanılıyordu ) Küçük çadırlarda sekizer kişi kalıyoruz, en büyük çadır ise yemekhane ve etüt çadırımız. Yirmi bir gün burada kalacağız. Birinci gün kampa yerleştiğimizde, hepimizi etüt çadırında toplayıp kısa bir konuşma yaptı, nasıl çalışacağımızı anlattı ve ikişer kişilik guruplara ayırdı. Ben Oğuz Keskiner ile beraberim, iyi arkadaşız aynı takımda basketbol oynuyoruz. Masanın üzerine yayılan topoğrafik haritada bizim çalışacağımız bölge belirlendi, on altı kilometrekarelik bir alan.. Teknik konular bitince sustu, hepimizi inceledi, konuşmaya başladı.

“Artık hayata atılacaksınız, arazi disiplin ister, çalışma ister, yorulacaksınız ve en önemlisi burada ne bulursanız onu yiyeceksiniz, ben yemeğin yanında şunu isterim, bunu isterim yok, burası artık ne annenizin ne babanızın evi.. Yemek yarım saatte yenecek ve bu masalarda her ekip haritasını açıp bana nereleri gezdiğini, neler yaptığını tek tek anlatacak. Anlaşıldı mı ?” Karşımızdaki insan Türkiye’yi neredeyse yürüyerek gezmiş birisi, biz işi ciddi tutmazsak işimiz zor. Neyse, uzatmayayım sabah erkenden jeep bizi çalışma yerimizin yakınına bırakıyor ve akşam belli saatte alıyor. Bizim çalıştığımız yer, bügün düşünüyorum da gerçekten zor bir yere düşmüşüz, içinde çalılarla kaplı gölet, kayalıklar, dikenler, kırıklı bir zeminin ortasında çabalıyoruz. Bu çalışma içinde ikinci veya üçüncü gün öğleden sonra geldiğimiz yamaçta uzakta parlayan beyaz boyalı bir cisim gördük.. Daha önce bizi uyarmışlardı “sizin bölge Gebze Topçu Tugayına yakın ve eskiden orası onların atış alanı, bu nedenle dikkatli olun patlamamış mermi olabilir” diye. İkimizde bir merak, o bana baktı ben ona ve yavaş yavaş yaklaştık. Arkasında incecik ipleri olan beyaz irice bir kutuya benzer bir cisim, bir tarafında kapalı bir boru gibi bir şey var. Üç dört metre kadar yakınına yanaştık, ama elimizi sürmedik. Akşam kampa döndüğümüzde artık kafamızda tek bir şey vardı onun ne olduğunu anlamak. Sabah doğruca aynı yere gittik. Orada sessiz bizi bekliyordu. Oğuz pratik zekasıyla yanında getirdiği uzun ipi, cismin ince iplerine bağladı, kendimizi güvene alacak bir mesafeye gittik, yavaş yavaş çekmeye başladık. Ne bir patlama oldu, ne dağılma, süzülerek yanımıza yanaştırdık. Kutu yan dönmüştü ve üzerindeki yazılar şimdi rahatça okunabiliyordu. Yazılar İngilizce idi. Tehlikeli olmadığını ve sadece bir meteoroloji balonuna ait ölçüm cihazları olduğunu söylüyordu. Oğuz kutuyu iki eliyle tuttu. Gerçekten ağırdı, iplerden ayırdık, yanımıza aldık. Şimdi bütün bunları neden anlatıyorsun diyeceksiniz, onun için konuya döneyim. Bizim bu yaşadığımız olaydan tam 23 sene önce, sivil pilot Kenneth Arnold 24 Haziran 1947 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin kuzeybatısında Cascade Dağlarının bulunduğu kesimde “uçan gök cismi” gördüğünü basına açıklaması ile birlikte dünya ilk defa “UFO”larla tanışır. Bu olaydan tam iki hafta sonra 8 Temmuz 1947 de New Mexico’daki Roswell Askeri üs komutanlığından gelen resmi açıklama ile Amerikan ordusunun bir uçan daireyi ele geçirdiği öne sürüldü. “Uzay aracı William Mac Brazel adlı çiftçinin arazisine düşmüş ve parçalanmıştır.” Olay yerine ilk giden üssün istihbarat sorumlusu Binbaşı Jesse Marcel’dir. Parçalar toplanır ve süratle Texas’daki Fort Worth üssüne götürülür.

Üs komutanlığının bir süre sonra yaptığı açıklama kısa ve nettir. “Askeri amaçlı bir araştırma balonunun parçaları, bir uçan daire parçaları sanılmıştır.” Olay bu şekilde kapanır. Ancak 1978 yılında nükleer fizikçi, ufolog Stanton Friedman, parçaları toplayan Binbaşı Jesse Marcel’le konuşması ve daha sonra William L. Moore ile birlikte yayınladıkları kitapla birlikte olayın yönü değişir. Aşağıya aldığım fotoğraflar Roswell askeri üssünde çekilen siyah beyaz film ve resimlerden. Bunları ve daha fazla bilgiyi Bilim ve Teknik Dergisinin 337. sayısında bulabilirsiniz.

Otopsi sırasında çekildiği söylenen fotoğraflarda uzaylıların göbek bağı yok ve altı parmaklılar…

Roswell olayı bugün bile çözülmüş değil. Ben yıllar önce orada çekildiği iddia edilen filmi görmüştüm. . Ve İnanmıştım. Bugün bile fikrim değişmiş değil. Amerikalıların bir konuyu kapatmak istediklerinde “Meteoroloji” öne çıkıyor, hatırlarsanız Türkiye’den kalkan pilot Powers’in kullandığı U-2 casus uçağını Ruslar düşürdüğünde ilk açıklamada, “Bir meteoroloji ” uçağı olduğu” söylenmişti.

Benim bildiğim tek gerçek Oğuz’la birlikte bulduğumuz o balona bağlı kutudur. . Gerisi size kalmış.

M. Meran Pakel

Dalyan, 11.04.2019

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s