Bir ‘Harabe Şato’ Hikayesi

Resimde gördüğünüz kalıntılar Polonya’da Elblag yakınlarında. Resim 2007 yılında çekilmiş. Bu bina bu hale gelmeden önce aşağıda gördüğünüz güzellikte bir saraydı.

1930 yılları sonunda görünüşü

Binanın yapımına günümüzden 300 sene önce 1716 yılında başlanıyor, Barok saray mimarı John von Collas dört sene içinde bitiriyor. Sarayın adı ailenin adını alıyor, Finckenstein oluyor. 1807 yılı baharında Napoleon bu binayı gördüğünde “İşte sonunda gerçek bir şato” diyerek hayranlığını belirtir, oraya yerleşir. Kafasında ileride savaşacağı Rusya vardır ve burada Pers elçisi ile buluşur. Persleri kendi yanına alarak batıdan ve doğudan Rusya’ya girmeyi planlamaktadır. Bu önemli toplantıyı ressam François Mulard’ın tablosunda izliyoruz.

Napoleon ve Pers elçisi Kazvinli Mirza Muhammed Rıza

Aynı eserde sarayın iç duvarlarının resimlerle kaplı olduğunu görüyoruz. Fakat esas anlatacağım konu bir aşk hikayesi, Napoleon, sevgilisi Maria Walewska ile burada buluşuyor. İki sevgili gizli buluşuyorlar, çünkü Maria evli, Napoleon ise Josephine ile bağlı. Sadece üç aya yakın kaldığı bu Şatodan Napoleon Paris’e döner, Maria’nın da gelmesi ile aşkları orada devam eder. Bu ilişkiden Napoleon’un bir de oğlu olacak, ancak onun soyadını taşımayacaktır. Bunun basit bir aşk hikayesi olduğunu düşünenler, 31 yaşında Paris’te vefat eden Maria’nın tuttuğu özel notlarını okuyunca şaşırırlar. Notlar Frederic Chopin’in babasına yazılmıştır, çünkü o, Maria’nın vaftiz babasıdır. “…ben sadece ülkemi sevdim…” Maria Walewska Polonya’da bir halk kahramanıdır, ülkesini Fransız işgaline karşı koruduğu için. (Seksenli yıllarda Arabistan’da çalışırken Eritre’li hayat kadınlarını duymuştum. Arabistan’da hayat kadını olmak ‘recm’ edilerek ölmek demektir. Bu kadınlar bunu göze alarak yapıyor ve kazandıkları parayı ‘Eritre Kurtuluş Ordusuna’ gönderiyorlardı, Fransız sömürgesi olan Somali’ye karşı savaşmak için.) Maria’nın hayatı iki defa filme alındı, ilki 1914 yılında ‘Kontes Walewska’ adıyla, diğeri 1937 senesinde. İkinci filmin afişini aşağıya alıyorum.

Şatonun iç güzelliği ilginizi çekerse ‘conquest’ filmini izleyin. Peki sonra ne oldu?. Filmden yedi sene sonra, İkinci dünya savaşı sırasında bina işgal edildi ve sonra da yakıldı, işte bu, anılarla dolu ‘harabe’nin hikayesi…

M. Meran Pakel

Dalyan, 12.09.2019

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s