Truva’nın Tapusu Kimindi?..

En üstteki fotoğraf Frank Calvert’e ait. Frank, alttaki  toplu resimde ise, ortada oturan Osman Hamdi beyin solunda yer alıyor, eşi Edith  arkadaki bayanlardan en solda ve  Heinrich Schlimann Frank’ın tam arkasında, ayakta duruyor. Önce şunu belirtmemiz gerekir Frank ve karısı  bu topraklarda yaşadılar ve burada gömüldüler, onlar ‘Levanten’ adını verdiğimiz yurtdışlarımız. Bugün bu üç kişiyi anlatmaya çalışacağım. Önce Schilimann’dan başlayalım.

Babası bir papazdı, en sevdiği anlar, oğlunu akşam yatağa yatırıp, başucunda ona masal okumaktı.  Sonra efsaneleri okumaya başladı. Çocuklar takıntılı olur, bu nedenle okumasını istediği kitap aynıydı, defalarca bıkmadan hep onu okumasını istedi. Daha okumayı öğrenmeden kitabı ezberlemiş ve hayalinde, kendine bambaşka bir dünya yaratmıştı. O artık  İliada efsanesinin, kayıp Truva şehrinin içinde yaşıyordu. Uzatmayalım, kardeşinden Amerika’da kalan miras ve orada yaptığı işlerle zengin oldu. Artık çocukluk hayalini gerçekleştirebilirdi.

Bugün yazımızın kahramanı olan Frank Calwert, Çanakale’de  İngiliz ve Amerikan Konsolosu olarak görev yapıyordu, bütün aile bir konakta yaşıyor büyük bir bahçe içinde süs havuzu, tenis kortu,  yürüyüş yolları ile  Çanakkale’nin en güzel yapılarından birisiydi evleri 1860 sonlarında. Frank çok yönlü bir kişiydi, ticaret yerine arkeoloji, jeoloji, botanik ve  antropoloji  üzerine hem okuyor hem de yazıyordu. Bununla da yetinmemiş Çanakkale’nin güneyinde tam iki bin dönüm bir arazi almıştı. Antik Thymbra  bu arazinin içindeydi. Yine kendi arazisi içinde olan bugünkü adıyla ‘Hanaytepe Höyüğünü’ devletten aldığı izinle arkeolojiye uygun olarak katlar halinde kazıyordu. Doğaldır ki, Truva için yollara düşen, hem Alman hem de Amerikan vatandaşı olan Schlimann, Konsolosun yanına uğramak zorundaydı.  Frank, ona kendi arazisini gezdirdi, kazılarını gösterdi. İstiyorsa yarısı kendi arazisinde olan ‘Hisarlık Tepeyi’ kazabileceğini söyledi.  İşte bildiğimiz Truva kazıları kısaca böyle başladığında yıl 1870 olmuştu. 20 yıl içinde üç defa farklı zamanlarda geldi Schlimann, bütün olayları başlı başına birer hikâyedir.  Sonuçta Schlimann’da Frank da vefat etti, geriye bu günkü Truva ve hazineleri kaldı. Peki Frank’ın eşi Edith ne yaptı derseniz, o devletin yapması gereken işi yaptı, arazinin kanuni mirasçısı olması nedeniyle oradan çıkarılan bütün eşyaların ülkemize getirilmesi için dava açtı, ne olduysa o yıllarda Atina’da bulunan Truva hazineleri birden kayboldu. İkinci Dünya Savaşı başlamıştı bu dava da kapandı gitti.

Yolunuz bir gün Çanakkale Müzesine düşerse, orada göreceğiniz birçok eser arkeolog Frank Calvert tarafından bulunmuş ve müzeye bağışlanmıştır.

M. Meran Pakel

Dalyan, 04.08.2020

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s