Üç Gezgin, Bir Kitap ve Antik bir yer…

1835 yılının 4 Temmuz günü Britanya adasından üç genç gemiye binerler. En büyükleri olan William John otuz yaşında,  Henry George yirmi yedi yaşında ve en gençleri Hugh Edwin yirmi dört yaşındadır. Bu gençlerden John ve George kardeştir. Babalarının anlattığı olaylar küçük yaştan başlayarak onları etkilemiş, artık o yerleri görmek onlar için bir tutku haline gelmişti. Babaları William Richard Hamilton İstanbul’da İngiltere Büyükelçisinin yardımcısı olarak çalışmış ve Atina’daki Partenon Tapınağının heykellerinin ve frizlerinin İngiltere’ye taşınmasında(?) önemli bir rol oynamıştı. Sonunda,Yerbilimci olan oğlu John ve kardeşi Yüzbaşı Henry George’un yanına yine bir yer ve doğa bilimcisi Hugh Edwin katılmış ve onlar için bir macera olacak yolculuk başlamıştı..

Marsilya’dan gemiye binmek üzere Fransa’ya çıktıklarında ülkenin güney şehirlerinde kolera olduğu haberini aldılar, Nice’e yöneldiler, orada da kolera başlamıştı. İtalya’ya geçtiler, Ancona’ya geldiler ancak salgın peşlerini bırakmıyordu.  Trieste’den gemi kalktığını öğrenince oraya gittiler.  Sonunda ‘Vigilante’ adında bir buharlı Avusturya gemisi ile denize açıldılar. Yaz bitmiş Eylül ayı gelmiştir. Gemi ‘Posta Vapurudur’ Ege adalarına uğrar,  Kasım başında heyecanla bekledikleri ülkeye ayak basarlar. Batılıların ‘Ön Asya’ veya Küçük Asya dedikleri yerdedirler,  İzmir Limanına çıktıklarında.  

John ve Hugh Batı Anadolu’nun jeolojisini yaparlar, numune toplarlar, bu arada  sadece İncir ağacını mesken tutan bir serçeyi belirler Hugh.  Nisan 1836  da Hugh, ekipten ayrılır, İzmir’den gemiyle Yunanistan’a geçer. Yanında topladıkları taşları götürür. İleride büyük bir doğa bilimcisi olacak olan Hugh Edwin Strickland’ın ülkemizdeki gezisi bu kadardır. ( Altı bine yakın topladığı örnek, halen Londra’da Müzede sergilenmektedir. En üste aldığım Borneo’da yaşayan endemik serçe türüne de onun adı verilmiştir. )

Hugh Edwin Strickland otuzlu yaşlarında

Geriye kalan iki kardeş, sadece jeoloji ile uğraşmaz aynı zamanda babaları gibi antik medeniyetlerin izlerini sürerler. Sonunda ‘Kara’ Höyüğe gelirler.

İşte genç Cumhuriyetimizin ilk önemli kazısının yapıldığı Çorum Alaca’daki Alacahöyük, o günlerde yukarıda gördüğünüz gibidir.  Neredeyse yüz sene sonra kazı başladığında fazla bir fark yoktur.

Arkeoloji ve eski eserlerle ilgilenenler, ancak 1842 yılında öğrenebildiler bu antik yeri.

 İki sene süren maceralı gezilerini John Hamilton iki cilt halinde 1842 yılında Londra’da bastırdı. Altı yüz sayfayı geçkin bu eser belki bugün ilgi çekmeyebilir ancak otuz yaşında bir gencin yazdıklarını, yanlış veya doğru yargılamadan değerlendirelim.

Orijinal kitabın yeni basımlarından birisinin kapağını aşağıya alıyorum.

Ülkemizde adı ve birçok bölümü, çevrilmeden yapılmış baskısı  ‘Küçük Asya’ adı altında yayınlandı.

Gerçekten ‘Alaca höyüğü’ ilk bulan gezgin John ve George kardeşler miydi diye sorarsanız, hayır Fransız gezgin Charles Texier ondan iki sene önce aynı yere gelmiş, ancak onun ilgisini çekmemişti.

Erciyes dağına ilk tırmanan Ağrıya giden ve Anadolu’nun ilk jeolojisini yapan John Hamilton’u size tanıtmak istedim.

M. Meran Pakel                                                 

Dalyan, 29.11.2021

214 (36/21)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s