Roma Batığının Çözülemeyen Hikayesi

Gördüğünüz fotoğraflar Ege adalarının en sempatik adası ‘Simi’den. Rodos ile Knidos ( Datça ) arasında yer alıyor. Çok değil bundan altmış sene öncesine kadar, Bodrum ve Marmaris dâhil, geçimlerini denizden sağlıyorlardı. ‘Sünger avcılığı’ en karlı işti.  Halikarnas Balıkçısı, bunu en güzel ‘Mavi Sürgün’ ve ‘Aganta Burina’da anlatır. Günümüzde bildiğim kadarıyla sadece Kalimnos bu işe devam ediyor. Bugün anlatacağım olay, Simi’de başlıyor. 1900 yılının Mayıs ayında, ‘Sünger ‘avcısı’ Kaptan Dimitri Kondos ekibi ile denize açıldı.  Normal rotaları olan Kuzey Afrika yerine havanın bozacağını gören kaptan Girit tarafına yöneldi ve fırtınaya yakalanmadan küçücük bir adaya sığındı. Günümüzde sadece atmış kişinin yaşadığı bu adada o gün boş durmaktansa dalış yapmayı yeğledi gemideki dalgıçlar.

Yukarıda gördüğünüz giysilerle, o yılların olanakları içinde Dalgıç Elya Stadiadis kırk beş metreye dalış yaptı. Kısa bir zaman sonra yukarı çıkmak için işaret verdi.  Aşağıda bir batık vardı, üstelik insan ve at kafaları görmüştü. İşte ‘Antikythera Batığı’ böyle bulundu. 

Günümüz Antikythera Adası

1901 ve 1902 yıllarında batığa yapılan dalışlarda bronz heykeller, büstler ve mermer üç at çıkarıldı, dördüncü at çıkarılırken tekrar denize düştü, bütün aramalara karşın bir daha bulunamadı.  O günkü şartlarda bu kadar derine dalmanın bir bedeli vardı, dalgıçlardan biri hayatını kaybetti ikisi vurgun yedi. Bu olaydan sonra dalışlar durduruldu.  Aşağıda gördüğünüz fotoğraftaki bina ‘Arkeoloji Binası’ Atina’da. Osmanlı’dan ayrılıp bağımsızlıklarını ilan ettikten kısa bir zaman sonra açılmış, eski Osmanlı kışlası mıydı bilmiyorum.

Buluntular işte bu binaya taşındı, tamirleri yapıldı. Bunlardan sergilenen özel iki tanesini, ‘Antikythera’lı genç adam’ ve ‘Filozof Büstü’nün fotoğraflarını ekliyorum.

Şimdi, buluntuların içindeki en değerli ‘Obje’ nin hikayesini anlatalım. Müzede tamir işleri ile uğraşan ekipte çalışan Arkeolog Valerios Stais in önüne gelen parça tam olarak resimde gördüğünüz şekildeydi.

Üst tabakayı temizledikten sonra Valerios, gördüklerine inanamadı, bu bir dişli çark parçasıydı.

Benzer buluntular bir araya getirildi.

Dişlinin üzerinde Eski Grekçe, ‘Üç ayın’ isimleri okunabildi. Bu dişlilerin ne olduğu, hangi aletin parçaları olabileceği konusunda farklı yorumlar yapılırken, araya giren savaşlar bu önemli buluntuyu ikinci plana attı.

Batığa yapılan son dalıştan 73 sene sonra, Kaptan Jacques-Yves Cousteau ve ekibi, gelişen dalma teknolojisi ile yeniden dalışlara başladılar. Yeni buluntular eskileri ile birleştirildi. Bulunan paralardan, Roma Batığının birinci yüzyıl içinde battığı kesinleşti.

2000 li yıllarda gelişen bilgisayar teknolojisi ile çıkan parçalardan bir model bile yapılabildi.

Bu dişli takımının ‘İlk mekanik’ buluntu olmasının yanında, sanayi devrimine ve günümüz insanının ilk ‘Metal’ dişliyi bulabilmesine daha iki bin sene varken, metal dişlilerin nasıl döküldüğü ve işlenerek hassas bir mekanizmanın oluşturulabildiği sorusu, günümüzde henüz cevaplanmış değil.  Uzaylılara bağlayarak kestirmeden gidenlerin yanında çok eskiden var olduğu düşünülen ‘Mu’ ve ‘Atlantis’ kıtalarında yaşayan ileri medeniyetten geriye kalanlar mı diye iddia edenler arasındaki yazılar güncelliğini koruyor.

Bilinen tek gerçek Süngerci Kaptan Kondos’un çıkardığı bu çarklar.

Yolunuz Atina Arkeoloji Müzesine düşerse ‘Dünyamızda Tek’ antik mekanizmayı, Antikythera Mekanizmasını göreceksiniz.

Sağlıklı günler dileklerimle

M.  Meran  Pakel

Dalyan, 22.01.2022

336 ( 08 / 22 )

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s